Oyun, merkezine “kaybolma” fikrini alarak sevilme, hatırlanma ve görülme ihtiyacını hem ilişkiler hem de sanat üretimi üzerinden ilerliyor. Ömer’in çocukluk anısıyla beslenen unutulma travması, yetişkinlikte bilinçli bir yok oluş arzusuna dönüşürken, Leyla; tam aksine sürekli görünür olmanın ve masumiyete hapsedilmenin yorgunluğu içinde. Ömer’in, hayatını yazıya dökerek kontrol etme çabası; sanatın bir yüzleşme alanı olmaktan çıkıp kaçışa dönüşebileceğini hissettiriyor. Yapımcı üzerinden, üretim süreçlerinin nasıl yüzeyselleştirildiği ve duygunun pazarlanabilir hale getirildiği eleştirisi var. Leyla’nın “masumiyet” etiketiyle mücadelesi, kadın oyuncuların maruz kaldığı rol kalıplarını görünür kılıyor.
Görülmek için yok olmak, kalabilmek için kendinden vazgeçmek.
Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri / Moda Sahnesi