İki karakterin değil; aslında vicdanın, geçmişin ve suskunlukların sahnedeki çarpışması. Ahmet Saraçoğlu ve Bahtiyar Engin’in muhteşem uyumu, tek perde boyunca hiç düşmeyen bir gerilim yaratıyor. Replikler o kadar akıcı ve gerçek ki, izlerken bir oyunun içinde değil, bir hesaplaşmanın tam ortasında hissediyorsunuz. Eski bir depoda başlayan bu yüzleşme, aslında insanın kendi içindeki karanlıkla karşılaşmasını barındırıyor. Çünkü oyun boyunca zihninizde tek bir cümle yankılanıyor: “Geçmiş aslında çok geçmiş değildir.” İzlemesi değil, hissetmesi ağır bir oyun,harikaydı.
Öylece Durur Zaman, sahnede büyük olaylar anlatmadan da insanı derinden sarsabileceğini kanıtlayan bir oyun özelliği taşıyor. Savaşın ortasında olanlarla uzaktan bakanlar arasındaki o görünmez mesafe, sahnede o kadar gerçek bir şekilde kuruluyor ki ister istemez kendinizi sorguluyorken buluyorsunuz.
Oyunculukların son derece doğal ve sahici olduğu hiçbir duygu abartıya kaçmadan, tam olması gerektiği gibi geçiyor. Metin ise sade ama her diyalogun altında başka bir gerçek saklı. Emeği geçen herkese teşekkürler.
Geçmişin Gölgesi / İstanbul Şehir Tiyatroları