Oyun toplumda yaşanan sarsıcı olaylara kafasını çeviren bir toplumun ortasına, vicdanı bir hakim gibi oturtuyor. Devran’ın hepimize tanıdık gelen o sokağa ait fütursuzluğu ile Ahmet’in içimizdeki o kırılgan ve tabularını yıkmaktan korkan parçasının çarpışması; sahne üzerinde hem kahkahası bol bir tempoya hem de boğazda düğümlenen bir sarsıcılığa dönüşüyor. Ve bu sarsıcılığı mekan kullanımıyla, oyunculuğuyla ve rejisiyle seyirciye gerçekten hem içten hem de sahici bir şekilde hissettiriyor, ellerinize sağlık, tebrik ederim.
Oyunculuklara hayran kaldığım bir oyun oldu. Sanki bir kapı deliğinden bir evi izliyor, iki arkadaşın çatışmasını izliyorum sofra başında. Ahmet'in yikamadigi tabularini, devranin hepimizin bildiği mahalleden gelen tarafını oyuncular çok güzel yansıtmış. İzleyin izletin
🎭Bu akşam Terapi Sahne’de KÖREBELER'İ izledim. Önce mekandan başlamak lazım çünkü bu oyun mekandan bağımsız düşünülemez. Klasik bir sahne düzeni yok. Bir stüdyo daire; salon, mutfak, banyo. Ana oyun alanı, iki yanına seyircilerin oturduğu, ortada masa olan salon. Masa üzerinde çilingir sofrası, fonda eski tip perdeler, önünde sedir, üzerinde seccade, salona yakın alanda mutfak ve banyo. Seyirci olarak bir oyuna değil, bir evin içine giriyorsun. Bu da izleme deneyimini doğrudan değiştiriyor. Mesafe ortadan kalkıyor, izleyen değil tanık olan bir pozisyona geçiyorsun.
🎭Oyun, aynı masada buluşan iki farklı karakter üzerinden açılıp ilerliyor. Biri mütedeyyin, diğeri daha serbest yaşayan bir profil. Ama mesele bu zıtlık değil, bu zıtlığın aynı masa etrafında nasıl var olabildiği. İlk bölümde doğal ve akışkan bir mizah var. Zorlamayan, gündelik hayattan beslenen bir komedi.
🎭Oyun ilerledikçe ton değişiyor. Masadaki sohbet derinleştikçe, bireysel hikayeler açıldıkça işin içine daha karanlık ve sert bir katman giriyor. Adalet, hak, vicdan, intikam gibi kavramlar doğrudan anlatılmıyor ama sürekli dolaşımda. Metnin bu geçişleri kurma biçimini özellikle çok beğendim, neşeli bir yerden başlayıp giderek ağırlaşan yapıyı çok dengeli taşıyor.
🎭Oyunculuk tarafında ise ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Birine gülerken diğerine üzülmek ve acımak arasında kalıyorsun. Bir karakterin gözündeki merhameti görürken, bir an sonra onun öfkesine tanık oluyorsun. Bu duygu geçişleri o kadar sahici kurulmuş ki karakterler tek boyutlu kalmıyor, gerçekten yaşayan insanlara dönüşüyor.
🎭Sahneleme tarafında da aynı özen var. Reji, mekanı sadece bir arka plan olarak kullanmıyor, aksine oyunun aktif bir parçasına dönüştürüyor. Mekan kullanımı, gündelik eylemlerin sahneye dahil edilmesi, alanın tamamının değerlendirilmesi oyunu fazlasıyla gerçek kılıyor. Kostümler, dekor… Her şey kendi içinde çok tutarlı ve yerli yerinde.
🎭Finali özellikle çok etkileyici buldum. Oyunun başından itibaren kurduğu dengeyi son ana kadar taşıyabilmesi ciddi bir başarı. Uzun zamandır bir oyundan çıkıp “bunu tekrar izlemeliyim” hissini bu kadar net yaşamamıştım. Emeği geçen tüm ekibin yolu açık olsun.
Mekanın içinden çıkan samimi içten gerçeğe dayanan bir oyun ve oyuncuların sinerjisini beğendim. Ekibin eline emeğine sağlık
İzledikçe hayran kalacağınız bir oyun.’
Ekibinin eline emeğine sağlık
Körebeler / Terapi Sahne