Dün akşam rotam Müze Gazhane, oyunum ise Şehir Tiyatroları’nın çok konuşulan, yüksek puanlı işi Gidion’un Düğümü idi. Yorumların ve puanların yarattığı o yüksek beklentiyle koltuğuma oturdum; ancak dürüst olmalıyım ki, beklentim tam olarak karşılanmadı. Müze Gazhane Meydan Sahne’yi ilk kez deneyimledim. Burası, seyircilerin ortadaki sahneye ve birbirlerine baktığı, oyuncuyla neredeyse burun buruna geldiğiniz “yuvarlak/arena” formunda küçük bir sahne. Dekor, oyunun geçtiği o gergin veli toplantısı için bir sınıf ortamı olarak tasarlanmış. Ancak salonun küçüklüğü ve ışıkların oyun boyunca seyircinin de üzerinde olması, o alıştığımız “karanlıkta izleme” konforunu elimden aldı ve beni yer yer rahatsız hissettirdi. (Belki de amaçlanan bu rahatsızlıktı, kim bilir?) Oyunculuklar gayet başarılı, konu oldukça ağırdı. Ancak senaryo akışı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. 1.5 saatlik arasız performansın büyük bölümünde tempo sorunu hissettim; hikaye asıl vurucu noktasına ulaşana kadar (son 15 dakika) maalesef saatime baktığım anlar oldu. Bazı sahnelerde ışık kullanımı etkili olsa da, böylesine psikolojik gerilimi yüksek bir metinde, duyguyu yukarı taşıyacak daha güçlü bir müzik ve ses tasarımı aradı gözlerim ve kulaklarım. Oyunculukların sırtladığı ama metin temposunun ve sahne tercihinin beni biraz yorduğu, “ortalama üstü” ama benim için “zirve” olmayan bir deneyimdi.
Gidion'un Düğümü / İstanbul Şehir Tiyatroları