öncelikle hakkı verilmesi gerekenler, herkesin hemfikir olduğu üzere kusursuz bir oyunculuk, ilk andan zihninizi, kalbinizi önüne katıp sürüklüyor.
metin çok derli toplu ve mizah unsuru da dramatik bileşenler de dozunda kullanılmış, yapaylıktan uzak.
bu haliyle fazlaca mesaj kaygısı da yok ancak oyun metninde diyalektik ve yoruma açık elementleri sevenleri tatmin edecek düzeyde değil. bir hikaye anlatımı dinliyoruz neticede. kendi amacına ve duyguya hizmet ediyor mu? fazlasıyla ediyor, bu nedenle başarılı.
oyunun en değerli niteliği bana kalırsa; dirmit'in ataerkil, muhafazakar ve alt-kültür bir ailede büyümüş olmasının yanıltıcılığına düşmemeyi hatırlatması.
seküler, iyi eğitimli, ort-üst sınıfa mensup, ataerkillik dozu düşük/ sembolik düzeyde pratiklerle büyütülmüş bireylerin bile kıskacından kurtulamadığı bazı örüntüler insanın yüzüne tokat gibi çarpıyor.
zaten kahkahaların arasındaki gözyaşları da tam o noktada süzülüyor.
dirmit'e "acımaktan" ya da onun gibi olmamanın verdiği ılımlı ayrışmadan değil; hiç ama hiç benzemezken fazlasıyla aynı hisleri deneyimlemekten.
kadına hak görülen ile görülmeyenlerin tasdikinin mahmut, halit ve seyit'in elindeki terbiyeyle sınırlı kalmadığını; ozan, mert, cenk'in de aynı feodal zihniyetin lacivertini taşıdığını fark etmekten.
özellikle bu topraklarda kadın kimliğinin; sekülerlikle, sınıfla, eğitimle, feminist ideoloji ile aşılamayan bazı eşiklere çarptığını ve çarpacağını idrak etmekten...
dirmit'i o ailenin elinden alıp başka bir habitata koysak da benzer düşünsel ve duygusal pratiklerin içinden geçecekti, ancak izleyiciye bu denli manidar gelmeyebilirdi.
mevcut habitatının bize bu denli renkli gelmesi, "başkasını" izlemenin konforlu koltuğunda hikayeyi dinlememizden kaynaklanıyor.
ve evet en yalın şekliyle yine doğruluyor ki mizah, travmanın üzerini örten kabuk oluyor.
Sevgili Arsız Ölüm - Dirmit / Tiyatro Hemhâl