Bir arkadaşımın tavsiyesi ile iki arkadaş olarak gittik oyuna. Ben, Martı'nın klasik metnini okuyarak, arkadaşım ise okumadan gittik ve ikimiz de çok beğendik. Bunu özellikle belirttim ki, metni okuyanlar da, okumayanlar da oyunu izleyebilir ve aynı keyfi alabilir. Metnin klasik kurgusu ve akışı da değiştirilmiş. 3 farklı katta 3 farklı sahnede ve 3 ayrı konseptte uyarlanmış ve çok da güzel olmuş. Ümit Erlim'in bir saniye bile duraksamayan dans, performans ve oyunculuğuna şapka çıkarmamak mümkün değil ama Başak Kıvılcım'ın özellikle 2.katta sergilediği dans ve oyunculuğunun da Ümit Erlim'den hiç de aşağı kalır yanı yoktu. Aldığı ödülleri tartışmasız hak etmiş bir oyun. Oyundan çıkarken söylediğim tek cümle "helal olsun" oldu, ne yalan söyleyeyim, bu kadarını beklemiyordum. Bir klasik metin ancak bu kadar güzel modernize edilebilirdi. İzleyin, derim
Çok çok güzel bir uyarlama, Çehov'un Martı kitabını yakın zamanda okuyup oyunu izlemeye gitttim. Son zamanlarda kendim için yaptığım en güzel şeydi Treplev'i izlemek. Bakış açısı yönünden çok doyurucu, uyarlama olarak yenilikçi. Çok sevdim ben, çok çok yazıp itici olmak istemiyorum. Farklılıklara açık olanların denemesi gerekiyor.
Oyuna bir arkadaşımın daveti ile gittim ve beni davet ettiği için tekrar tekrar teşekkür ettim. Öncelikle bu oyunun daha geniş tanıtımı yapılmalıydı. Neden derseniz, arkadaşım davet etmeseydi gözümden kaçabilirdi. Öylesine güzel, öylesine hoş ki... Ve bir de her yaştan her kesime hitap edecek müzikli bir oyun. Bir çocuğun 10 yaşından başlayarak ünlü bir şarkıcı olma çabası, hayatına giren aile fertleri, komşuları, sevgililer, menajerler, konservatuar hocaları üzerinden ve şarkılarla anlatılıyor. Bizim çocukluğumuzun şarkılarından tutun, anneannenin dinlediği makber, eurovision şarkıları, italyan aryaları, türkülerle sizi çocukluğunuzdan bugüne taşıyor Cenk Refo. Bu arada Neslihan Yeldan'ın birbirinden farklı tam 15 kadını canlandırırken sergilediği muhteşem performansını izliyorsunuz. Şarkılara eşlik ederken, yerinizde oynadığınız da oluyor. Ve oyun sonunda hem canlı söylenen sarkılara eşlik eden harika orkestrayı ve tabii ki muhteşem ötesi performanslarıyla sanatçılarımızı ayakta alkışlıyorsunuz. Bu arada şarkılı türkülü eğlenceli dediysem, derdi olmayan bir oyun olduğunu sanmayın. İnce ince aralardan sızan dertlere de eşlik ediyorsunuz. Metni ile rejisi ile oyuncularıyla bizden, çok özel ve çok çok güzel bir oyun. Orta yaşın son gençliğini süren yaşıtlarım:)) NE olur özellikle siz gidin ve Cenk Refo'nun söylediği gençliğimizin şarkılarına, o şarkılardan bihaber zamane gençliğine nispet yaparcasına bağıra çağıra eşlik edin:) Cenk Refo'nun sadece şarkı söylediğini sanmayın, oyunculuğu da muhteşem. Hem şarkı söyleyip, hem oyunculuk yapmak, ve bunu aralıksız tam 1,5 saat, sahne enerjisinden de fire vermeden yapmak öyle herkesin yapabileceği bir şey değil. Neslihan Yeldan ile de öyle güzel bir ikili olmuşlar ki, izlemeye doyamıyorsunuz. Alkışı bol olsun, sezonlarca oynasın. Mutlaka izleyiniz.
Treplev / Decollage Art Space