Oyuna gelmeden romanı okuduğumdan, aslında hüzünlü bir hikaye izleyeceğimi düşünmüştüm. Ancak oyun boyunca tüm duyguları yaşadım hatta çok fazla kahkaha attığım için arkadaşlarım onları rezil ettiğimi düşündüler. Akaki'nin yeni paltosunu giydikten sonraki performansı ve o müzikler, IŞIKLANDIRMA şahaneydi. O sahneyi sıkılmadan tekrar tekrar izleyebilirim. Dayak sahnesini -pek tabi haddime değil çırağı dahi olamadığım bir konuda başarı ve yetenek yorumlamak ancak- çok başarılı ve etkileyici buldum. Dayak sahnesinden sonra Akaki' ye merhamet duydum. Ona kendi paltomu veresim sarılasım geldi. Ancak sonra hikayede onunla daima dalga geçen yüksek rütbeli memurların da hırsızlık olayından sonra ona acıdığını, merhamet duyduğunu ve yeni bir palto almak için kampanya bile başlatmaya çalıştıklarını hatırladım. Hikayenin sonunda yalnızca merhamet duysaydım ve acısaydım oyunda benim açımdan bir eksiklik hissedebilirdim. Ancak bir eksiklik hissetmedim çünkü oyun sonunda Akaki' nin sisteme ve topluma, sosyal sınıf farklılıklarına, sömürü düzenine duyduğu öfkeyi ben de yaşayarak Petersburg sokaklarında öfkeli bir hayalet olarak dolaştım. ( Bunun için de ayrıca teşekkür ediyorum çünkü bu ekonomi ile hayalet değil de bir insan olarak Petersburg sokaklarında dolaşmam pek mümkün görünmüyor. :D ) Bunun dışında Şükrü Veysel ALANKAYA kendisini çok kısa bir süredir tanıyor olmama rağmen rahatlıkla söyleyebilirim ki inanılmaz naif, espritüel ve samimi bulduğum biri. Zaten o samimiyeti seyirciyle kurduğu ilk iletişiminden itibaren hissediyorsunuz. Böyle sanatçılar ülkemiz ve dünyamız için bir şanstır. Umarım çok çok daha güzel işlerde kendisini izleme şerefine nail oluruz. Herkese teşekkürler, sevgilerimle.
Palto / Oyun İşleri