Yaklaşık üç yıla yakın süredir kentimize gelen oyunların tamamına yakını izlemiş olan bir seyirci olarak hayrete düştüğümü belirtmek isterim . Küçük sahnelerde tek bir oyuncu ile oynanan oyunlarda dahi böylesine derme çatma senaryo ile karşılaşmadım . Oyuna Afife adı konmasına şaşmamak mümkün değil .Oyunun metini Seyyal Taner hanımefendinin seslendirdiği NACİYE SAHNEDE şarkısının metinine daha uygundu . En ön sıradan bile bazı oyuncuların repliklerini anlamak mümkün olmuyordu . Şöhret gölgesine sığınmış play back şarkılarla dolu çok kötü bir oyun . Tam anlamıyla para ve zaman kaybı .Sahne düzeni ,ışık , emek verilmiş dekor adına 3 puan alır.
Burada yorum yapanların amacı, adı tiyatro olan her şeye yüksek puan vermek sanırım? Liyakatin bu kadar önemli olduğu dönemde, bu kadar kötü işlerin gereksiz övülmesi, yüksek puan verilmesi haksızlık değil midir? Tiyatroya EMEK verilmesini rica ediyoruz. 120dk tek perde ve sıfır akıcı bir oyun. Son derece zayıf bir metin, seslerin iç içe geçtiği karışık diyaloglar,
anlatılması gereken olayların son derece kötü anlatılması vs vs sahne çok kalabalık ve kimin kim olduğu belirsiz. Çalışılmamış, uğraşılmamış bir tiyatro. Afifenin yaşadığı zorluğu, o süreci hiç anlatamamış bir oyun. Hepimizi yanlış yönlendirmek yerine, kötüye kötü derseniz tiyatroyu da seyirciyi de geliştirmiş olursunuz.
Afife Jale gibi Türk tiyatrosunun en sarsıcı ve devrimci figürlerinden birinin hayatını izlemeye giderken, dramatik biyografi ile o eşsiz tutkuyu ve acıyı hissetmeyi bekliyorsunuz ancak Afife’ nin hikayesini anlatmak yerine onu dönemle bağdaşmayan absürt bir show izliyorsunuz. 1900’lerin başındaki Afife dönemiyle hiçbir ilgisi olmayan, tamamen show amaçlı eklenen drag queen tarzı geçişler, tarihsel gerçekliği ve o dönemin ağır toplumsal baskısını hiçe saymış. Afife’nin mücadelesini önemsemeden yapılan bu tercihlerin hem karakterin hatırasına bir haksızlık hem de izleyiciye karşı bir saygısızlık olarak nitelendiriyorum. Zaman zaman da kendimi başka bir oyunu izliyormuş gibi hissettim. Sahneye sürekli bir kızın kamera ile çıkıp görüntü alması ve bunu dev ekrana yansıtma konsepti ise oyunu bir tiyatro eserinden ziyade bir reji denemesine çevirmiş bence. En ön sıralarda oturmama rağmen, sürekli oyuncuları takip eden ve yüzlerini kapatan o kamera yüzünden oyunu sahneden değil, yansıtılan ekrandan izledim ve de sürekli bir kameramanın sırtını izlemek durumunda kaldım. Oyunun içinde iyice uzaklaştıran bu durumun saygısızlık olduğunu düşünüyorum. Bu kararı verenlerin, bir kez bile seyirci koltuğuna oturup bu kaosu ve duygusuzluğu deneyimlemediklerini, sahneyi kendi dünyaları için deneme yeri olarak kullandıklarını düşünüyorum. Senaryoda da ne bir akış bütünlüğü ne de edebi bir derinlik vardı, oldukça zayıf, kopuk ve o döneme ait olamayacak cümlelerle uyarlanmış basit bir metin duruyordu. Bazı oyuncuların amatörce ve yapmacık sırıtan performansları da eklenince, ortaya Afife’nin trajedisinden çok uzak, ruhsuz bir iş çıkmış. Tiyatronun ilk kahraman kadınının hikayesi, bu kadar dağınık ve duygu yoksunu bir yapımın gölgesinde kalmamalıydı.
Job / Satsuma Sahne