“Tiyatronun perspektifini deneysel, alternatif performanslarla genişletmeyi hedefliyoruz. Böylece sahne dışını —sokağı, sesleri, güncel gerçeği— sahneyle; ortak belleğin canlandırılmayı bekleyen kurgusal söylemiyle birleştiriyoruz.” diyen Kadıköy Oda Tiyatrosu’nun söylemini ne derece benimsediğini görmek, yeni sezona dair yapmak istediklerimden biriydi. Ayrıca meselelerini “Tüketilen değil, üretilebilen sanata alan açmak. Kolektif yapımlarla, alternatif metinlerle, kurgularla ve müziğin evrensel zamansızlığıyla sizleri buluşturmak.” şeklinde açıklamaları da bunu en net şekilde yansıtan ifadelerden biri. Bu yüzden topluluğun sahnelediği ilk oyun olan Will Eno imzalı “Dünyada”yı nihayet izleme fırsatına eriştim.
Mehmet Ali Nuroğlu’nun tek kişilik performansıyla sahne aldığı ve aynı zamanda yönettiği Dünyada; salona adım atan her seyircinin yaşadıklarından veya yaşayacaklarından izler bulacağı, zihninin derinliklerinden bir şeylerle eşleştirebileceği herkesin bir hikayesini sunuyor temel bağlamda. Bunu yoğun imgelemeler, felsefik temele parmak basan dayanak noktaları, sonsuzluğa uzanan kelime, anlamlar bütününü oluşturan ifadeler ve cümlelerle son derece girift biçimde aktaran oyun, izlemenin de ötesine geçerek düşündüren ve deneyimleten bir forma bürünmüş durumda. Tabii yaklaşık 80 dakikalık süre, seyircinin sabrını da zorlayan görsel ve işitsel ögelerin de yardımı ile zaman zaman zorlayıcı bir deneye dönüşse de metnin tıkır tıkır işleyen yapısı ve Nuroğlu’nun performansının ekstraları ile mümkün oluyor. Oyunun yaşama dair kederi ve neşeyi, aitliği ve yabancılığı, bilmeyi ve bilmemeyi içeren varoluşsal anlardan oluşan bölümleri, bu noktada seyircinin kişisel yaşamıyla bir yüzleşmesine de perde aralarken “yabancılık hissi”nin baskın gelen yapısı, anlatımı adım adım deneysel bir yola da saptırıyor. Bu da ister istemez David Lynch filmlerini izleyenlerin alışık olduğu ve beynin her kıvrımını/hücresini zorlayıp harekete geçiren bir tona yaklaşıyor.
Ses ve beden dilinin ön plana çıktığı aktarımın son derece başarılı ve seyirciyi de metnin bağlamı içinde köşeye sıkıştıran kamera kullanımı, hiç kuşku yok ki oyuna dair en beğendiğim noktaların başında yer aldı. Bu yönüyle seyirciyi de oyunun içine görüntüyle dahil eden ve birlikte deneyimlenen bir “anlar bütünü” yaratan oyun, hazmetmesi kolay olmayan fakat içine bir şekilde dahil olunduğunda son derece özgün bir deneyim yaşatıyor. Farklı denemelere şans vermeyi seven tüm tiyatroseverlere rahatlıkla önerebilirim.
Dünyada / Kino Vertov