-
İlk saniyesinden son ana kadar büyülenerek izledim. Çok akıcı, duygudan duyguya geçiren ve neredeyse nefes tutarak izlediğim bir oyun oldu. 90 dakika boyunca hem sesiyle hem mimikleriyle hem de bedensel performansı ile içinde can taşıyan bir kadının olağanüstü derinlikli performansını izledik. Deyim yerindeyse salonda herkes çıt çıkarmadan, sahneye kilitlenerek izledi. Gözde Gülbudak'ı yürekten tebrik ediyorum. Yolu açık olsun ve dilerim uzun zaman her şehirde ayakta alkışlansın. Büyüleyici ve alışılmışın dışında olan sahne dekoru da oyunu inanılmaz tamamlamış. Sanatçı eşi Cihan beyin de emeklerine sağlık. Şehrinize geldiğinde mutlaka izlemenizi öneririm. Dünyayı kadınların ruhundan okumayı deneyimleyeceksiniz.
-
Emekle yoğrulmuş işin kokusu seyirciye buram buram geliyor.
Öncelikle hamile bir vaziyette bu oyunu çıkarabilmek, kendi sahne düzeneklerini (ilk defa böyle bir şeyle karşılaştığım için düzenek diye adlandırdım :) ) elleriyle inşa etmek, sergileyebilmek elbette bu çiftin harcı olacaktı🤌🏻 Bunca karmaşanın içinde derdini sanata dönüştürebilme erdemine gıpta ettiğim iki insan.
Gelelim oyuna… Hayatın içinde uyuttuğumuz gerçekleri sakince uyandıran, yüzüne tatlı bi su çarpıp o gerçekleri bir güzel ayıltan detaylarla doluydu. Akış, kelimeler, tonlar, haykırışlar…İzlediğimiz karakterler yer yer kalbimi hızlandırdı, nefesimi daralttı. Vücuduma tesir eden bir etki görmek de “şu an doğru yerdeyim” hissini oyun boyunca bana hatırlattı.
Ellere, emeklere sağlık.
-
Çok etkileyici bir oyunculuk, çok özenli bir atmosfer inşasına tanıklık ettim. Gözde Gülbudak sahnede binbir farklı karaktere dönüştü. Herkese öneririm
-
Oyun adeta aldı beni içine hapsetti. Tek başına ama sahneyi bir an bile boş bırakmayan bir kadro👏👏👏 sarsıcı gerçeklikle karşı karşıya kaldığında insan zindanda hissediyor. Gözde Gülbudak ve eşinin emeği her sahnede kendini belli etti. Daha nice oyunları olsun ve biz de izleyebilelim🫶
-
Çok etkileyici bir oyun, dün gece Tiyatro Peron sahnesinde izledim. Yazan ve oynayan Gözde Gülbudak, kocası tarafından öldürülmüş hamile bir kadını canlandırıyor ve Araf'ta Medusa, Pandora ve kraliçe Lamia karakterleri ile karşılaştığı bir 90 dakika boyunca tarihle ve biz seyircilerle hesaplaşıyor. Tarihten, başka başka ama hep benzer düzenlerin hakkını, yaşamını, hikayesini, sözünü gaspettiği kadınların yeniden bedenlenip bize
seslenmesine aracılık ediyor bir nevi... Oyuncunun kendisi de sahiden hamile bu arada. Olağanüstü performansına akıl sır erdirmek zor, savaşçı bir Amazon da, köyünden çıkmamış kadın da, Jean D'arc da, haremdeki gözdelerden biri de olmak için saç tokası ve bedeni dışında hiç bir şeye ihtiyacı olmayan bir oyuncu bize bir buçuk saat aralıksız akan bir oyun sundu. "Hayat"a doymadım, 7 Kasım'da İzmir'e yeniden geldiklerinde, Güzelyalı Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde yeniden izlemek istiyorum.
Hayat / LUDENS