"Hortlak Kızın Hikayesi", tek kişilik bir oyunun seyirciyi bir saat boyunca hiç düşmeyen bir tempoyla sahnede tutmasının ne kadar zor olduğunu bir kez daha gösterdi. Bu sadece ezberlenmiş bir metin değil; bedenin, sesin, nefesin ve duygunun kusursuz bir uyum içinde kullanıldığı çok katmanlı bir performanstı.
Derem Çıray'ın metni; kara mizahı, politik göndermeleri ve duygusal kırılmaları dengeli bir şekilde bir araya getirirken, Işık Kaya'nın rejisi hikâyenin ritmini hiç düşürmüyor. Sahnede dekorun değil, oyuncunun hayal gücünün ne kadar güçlü bir araç olabileceğini hissettiren bir anlatım dili kurulmuş.
Iraz Akçam ise 60 dakika boyunca tek başına sahnede olmasına rağmen hiçbir an yalnız hissettirmeyen, seyirciyi sürekli oyunun içinde tutan son derece fiziksel ve cesur bir performans sergiliyor. Özellikle beden kullanımındaki disiplini ve karakter geçişlerindeki akıcılık gerçekten etkileyiciydi.
Yeni bir oyun izlediğimi değil, yeni bir tiyatro diliyle tanıştığımı hissettim. Eğer çağdaş tiyatronun sınırlarını zorlayan, oyunculuğun fiziksel ve duygusal kapasitesini sonuna kadar kullanan işler ilginizi çekiyorsa, 'Hortlak Kızın Hikayesi' sezonun kaçırılmaması gereken yapımlarından biri.
Dünya prömiyerini İstanbul'da yapan bu oyunun Avrupa turnesinde de ilgi göreceğine inanıyorum. Başta Iraz Akçam, Işık Kaya, Derem Çıray, ve sahne arkasındaki tüm ekibi içtenlikle kutluyorum.
Böyle özgün ve cesur işlerin çoğalması dileğiyle
Hortlak Kızın Hikayesi / Aesthetics of Hope and Other Nonsense Collective