"Öylece Durur Zaman" oyununu 3 kelimeyle özetlemek gerekirse: güncel, düşündürücü ve gerçek.
Oyunu 31.01.26 tarihinde Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi'nde izledim. "Öylece Durur Zaman" iki saatlik süresinde adım adım ilerliyor, gelişiyor ve karakterlerin hayatlarına bizleri ortak ediyor. Bu süre boyunca tek mekanda, aslında pek bir fiziksel aksiyon veya ışık gösterisi olmadan akıcı ve dinamik olmayı başarıyor. Bu noktada tabii ki metnin içeriği ve güçlü oyunculuklar oyunu parlatıyor.
Oyunun konusu o kadar güncel ve o kadar insani bir noktaya değiniyor ki... Unuttuğumuz, zaman zaman kaçtığımız küresel olayları ve insani suçları bize hatırlatıyor. Elimizi kalbimize koyup gerçekten bizi düşünmeye sevk ediyor. "Dünya'da olan bu olaylar için ne yapıyorum, ne yapabiliriz? Dünya buna nasıl kayıtsız kalıyor? Basının görevi ne? Orada görev yapanların görev tanımı nedir? Oradakiler nasıl yaşıyor?" gibi tonlarca soruyu ortaya çıkarıyor. Bu konuların hepsini de karakterlerin hayat sorgulamaları, kişisel azimleri, mutluluk arayışları ve ikili ilişkileriyle harmanlıyor. Bu yüzden çok değerli, sanatı toplumsal mesajla uyum haline getiriyor.
Oyuncu kadrosu gerçekten çok güçlü. Özellikle Sevil Akı inanılmaz doğal ve karakterle bütünleşmiş bir haldeydi. Her gün bombalama ve ölüm gören bir fotoğrafçı kadının soğukkanlılığını, aynı zamandaki görev aşkını, bu görev uğruna feda ettikleriyle değişen karakterini ve görevinin etik tarafını sorgulayışını içtenlikle veriyor. Onun dışında Pervin Bağdat son derece zor bir rolün altından kalkarak, böylesine ciddi bir oyuna renk katarken asla aşırı kaçmayıp aksine en kilit soruları soran bir karakter haline geliyor. Mert Coşkuner ve Mert Tanık da ayrıca çok güçlü ve mükemmeldi.
Oyunla ilgili bir puanı kırdığım tek yer süresi olabilir. Her ne kadar süresi bana kısa gibi gelmiş olsa da, oyunun biraz da hızlandırılması vuruculuğunu daha da arttırabilir diye düşünüyorum.
Bu oyunda ve oyunun sergilenmesinde payı olan herkesi tebrik ederim. Alkışınız bol olsun!
İnsanın iç dünyasında yaşadığı duraksamaları, kaçırılmış anları ve söylenememiş cümleleri merkeze alan çağdaş bir tiyatro metni var karşınızda. Yazar Donald Marguiles ismini iki sene önce seyredip unutamadığım Toplu Hikayeler eseriyle öğrendim. Muhteşem bir kalem demiştim Bu oyunda da aynı şeyi düşünüyorum. Derinlikli bir metin. Öylece Durur Zaman, büyük kırılmalar yerine küçük içsel çatışmalara odaklanarak modern insanın sıkışmışlığını anlatıyor. Geçmişle bugün arasındaki belirsiz çizgide duran karakterler, değişme ihtimali ile aynı yerde kalma korkusu arasında salınıyor. Oyun, zamanın gerçekten durup durmadığını değil, insanın hangi anlarda kendini hayattan geri çektiğini sorgulayan şiirsel ve çarpıcı bir sahne deneyimi sunuyor. Acıyı belgelemek bir sorumluluk mu, yoksa sömürü mü? Travma yaşayan biri “normal” hayata dönebilir mi? gibi, pek çok soruyu soruyor. Temponun biraz düşük olması bazı seyircilerin sıkılmasına yol açabilir. Işıklandırmasından ve dekoruna kadar özenle hazırlanmış Mehmet Ergen'in derli toplu rejisine castın doğru seçimi de eklenince ortaya başarılı bir oyun çıkmış. Puanı bu kadar düşük olmamalıydı.
Sevgili Arsız Ölüm - Dirmit / Tiyatro Hemhâl