Sezonun son oyununu izleme şansı buldum. Küçük, samimi bir salonda, hikayenin ve oyunculuğun seyirciyi nasıl anda tutabileceğinin kanıtı gibi bir oyun olmuş. Hikaye o kadar tanıdık, o kadar içimizden ki... İzlerken "Evet ya, bunu ben de yaşadım" ya da "Bu duyguyu çok iyi biliyorum" dediğim o kadar çok an oldu ki özellikle Nazlı karakterinin (Elif Gülhan) sahnenin önüne gelip oturduğu kısımda çok duygulandım. Metnin ritmi hiç düşmüyor; tam hüzünlenecek gibi olurken absürt bir durum komedisiyle kendinizi gülerken buluyorsunuz, sonra pat diye yine hayatın gerçekliği suratınıza çarpıyor. Oyuncuların birbiriyle olan paslaşmaları, sahne üstündeki enerji o kadar güzeldi ki gerçekten o anı yaşıyorlar ve bizi de o ana ortak ediyorlardı. Bağımsız tiyatroların, alternatif sahnelerin işte tam olarak bu yüzden arkasındayız. Bize büyük harflerle cümleler kurmadan, usulca dokunup iz bırakıyorlar. Ekibin, yönetmenin, sahne arkasındaki kişilerin, herkesin eline, emeğine, yüreğine sağlık. Bir sonraki sezon kesinlikle gözden kaçırılmaması gereken, çok özel bir iş. Alkışınız bol olsun.
Bir Sonraki Durak / ART'ık Sahne