-
-
İstanbul Tiyatro Festivali'nde Mon Amour İstanbul üçlemesinde izlediğim ve devamında tekrar sahnelenmesini dilediğim oyun . Dileğim gerçek oldu :) İlk Türk kadın fotğrafçının hayatından ilham alınmış, kendisi oyunda yok . Etkilediği 3 ayrı kadın üzerinden hem şehir hafızasını , hem ülke hafızasını, hem yakın tarihi tek sahnede izliyorsunuz. Hem gülerek , hem duygulanarak . Muhteşem 3 oyuncu 3 ayrı kadına hayat veriyor . Bu oyun çok izlenmeli hem de çok ...
-
Harika üç öykü, harika metin, harika reji, müthiş zamanlamalar, kusursuz bir uyum ve muazzam oyunculuklar. Can-ı gönülden tebrik ediyorum. Tiyatro festivalinde izlediğim için devamı olacak mı diye merak ettiğim, edeceğini görünce hemen ikinci kez izleme planı yaptığım oyun.
-
Dantel örtülü bir yuvarlak masa,üstünde bir sürahi ve iki su bardağı,kesme camdan bir kase içinde fındıklar;Fındığımmmm repliklerinin eşlikçileri…Arkadaki büfede duran kolonya ve likör şişeleri ...Herşey sıcacık.
İki usta oyuncu benzersiz bir akışla başlarlar dialoglara.Yaşlılıktan gençliğe,torundan dedeye usta geçişleriyle seyirciyi de sürüklemeye başlalar..Şanslı olanlarımızın bir dedesi büyükannesi olmuştur bu hayatta,onların bizlerde bıraktığı anıları canlandırdılar tatlılıkla .70 dakikalık oyunu zaman dursun hiç bitmesin duygusuyla izledik.İpek Türktan ve Tolga İskit’in yumuşacık sesleriyle klasik türk sanat müziği şarkılarını dinledik.Su gibi aktılar,kana kana seyrederek içtik.
-
Hayat neşesi,hayalkırıklıkları,üzüntüleri,umutları,aşkları,yasaklarıyla tekrar eden bir terennüm...Bize iyi gelen sevgi ve şefkat, en önemlisi ailemiz. Tolga İskit ve İpek Türktan gözleri ,sesleri ve bedenleriyle birden yaşlanıp birden gençleşiyorlar. Bir ailenin 3 kuşağını ve Türkiye'nin son 60 yılını sahnede yaşatıyorlar. Bir kez değil birkaç kez izlenir. Keşke fiziksel şartları daha iyi olan bir sahnede izleme imkanımız olsa. Yan taraftaki sandalyelerden oyunculardan birinin sürekli sırtı izleniyor . Yerler numaralı değil maalesef ...
Gaybubet Şehri / kumbaracı50