"Geçmişin Gölgesi" oyunu üç kelimeyle: cesur, çarpıcı ve güçlü. Oyunu 22.01.26 tarihinde Müze Gazhane'de izledim. Oyunun en büyük başarısı etkileyici dekor ve dinamik oyunculuklarla, yoğun konusu ve yorucu performanslara rağmen tek mekanda, perde arası olmadan akıcı bir gösteri sunmaları. Öncelikle oyunda dekor çok başarılı. Barış Dinçel'in İBBŞT'ye getirdiği dekor ekolü inanılmaz etkili, Türk tiyatrosunun ve İBBŞT'nin son yıllardaki uluslararası çapta sayılacak gelişimindeki en önemli pay, bence bu çabada gizli. Canlı sokak görüntüsü, oyunla bu görüntünün uyumu, ayrıca mekandaki nesneler çok etkileyiciydi. Oyunun konusu ise ağır olmakla beraber cesur olduğu için koca bir alkışı hak ediyor. Yakın Türkiye geçmişindeki açık yaralar tekrar kazılıyor. İzlerken dikkat edildiği takdirde çok katmanlı bir oyuna şahitlik ediyoruz aslında. Güç zehirlenmesi yaşayan cahil insanları, etik değerlerini hayatta geç değerlendiren insanların acizliğini, kadınların toplumumuzdaki yerini, sistemin insanları getirdiği acımasız hali ve nicesini izliyoruz. Oyunculuklar ise tek kelimeyle müthiş. Ahmet Saraçoğlu toplumumuzun en hastalıklı kişilerine- ufak bir yetkiyle kendini kral zanneden o cahil ama maalesef de istediğini gerçekten elde edebilen insan tipine- müthiş bir şekilde hayat veriyor. O kadar gerçek oynuyor ki, kendisinin başka işleri bilinmese gerçekten öyle biri zannedilebilir. Ayrıca fiziksel olarak da gösterdiği emek karşısında terlediğini görünce, sanatçılara bir kez daha sonsuz saygım pekişti. Bahtiyar Engin ise o hastalıklı kişilere karşı duramayan, çaresiz ve bencil ama bir şekilde iyi niyetli kalabilen insan tipini harika bir şekilde canlandırıyor. Eleştirdiğim ve puan kırdığım konu bazen diyalogların tekrar etmesi, uzaması ve konudan uzaklaşması nedeniyle zaten ağır olan konunun iyice rahatsız edici hale gelmesi. Diyalog temelli bir oyun zaten oldukça zor iken bence oyuncular üstündeki yük, oyunun daha öz olması sayesinde azaltılabilir. Yakın Türkiye geçmişinde yaşanan ve üstü kapatılan konulara ışık tutulmasını merak eden, usta oyuncuları izlemek isteyen ve çağdaş bir dekor deneyimi yaşamak isteyen herkes izlemeli. Bu cesur oyunda ve oyunun sergilenmesinde payı olan herkesi tebrik ederim. Alkışınız bol olsun!
"Öylece Durur Zaman" oyununu 3 kelimeyle özetlemek gerekirse: güncel, düşündürücü ve gerçek.
Oyunu 31.01.26 tarihinde Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi'nde izledim. "Öylece Durur Zaman" iki saatlik süresinde adım adım ilerliyor, gelişiyor ve karakterlerin hayatlarına bizleri ortak ediyor. Bu süre boyunca tek mekanda, aslında pek bir fiziksel aksiyon veya ışık gösterisi olmadan akıcı ve dinamik olmayı başarıyor. Bu noktada tabii ki metnin içeriği ve güçlü oyunculuklar oyunu parlatıyor.
Oyunun konusu o kadar güncel ve o kadar insani bir noktaya değiniyor ki... Unuttuğumuz, zaman zaman kaçtığımız küresel olayları ve insani suçları bize hatırlatıyor. Elimizi kalbimize koyup gerçekten bizi düşünmeye sevk ediyor. "Dünya'da olan bu olaylar için ne yapıyorum, ne yapabiliriz? Dünya buna nasıl kayıtsız kalıyor? Basının görevi ne? Orada görev yapanların görev tanımı nedir? Oradakiler nasıl yaşıyor?" gibi tonlarca soruyu ortaya çıkarıyor. Bu konuların hepsini de karakterlerin hayat sorgulamaları, kişisel azimleri, mutluluk arayışları ve ikili ilişkileriyle harmanlıyor. Bu yüzden çok değerli, sanatı toplumsal mesajla uyum haline getiriyor.
Oyuncu kadrosu gerçekten çok güçlü. Özellikle Sevil Akı inanılmaz doğal ve karakterle bütünleşmiş bir haldeydi. Her gün bombalama ve ölüm gören bir fotoğrafçı kadının soğukkanlılığını, aynı zamandaki görev aşkını, bu görev uğruna feda ettikleriyle değişen karakterini ve görevinin etik tarafını sorgulayışını içtenlikle veriyor. Onun dışında Pervin Bağdat son derece zor bir rolün altından kalkarak, böylesine ciddi bir oyuna renk katarken asla aşırı kaçmayıp aksine en kilit soruları soran bir karakter haline geliyor. Mert Coşkuner ve Mert Tanık da ayrıca çok güçlü ve mükemmeldi.
Oyunla ilgili bir puanı kırdığım tek yer süresi olabilir. Her ne kadar süresi bana kısa gibi gelmiş olsa da, oyunun biraz da hızlandırılması vuruculuğunu daha da arttırabilir diye düşünüyorum.
Bu oyunda ve oyunun sergilenmesinde payı olan herkesi tebrik ederim. Alkışınız bol olsun!
Geçmişin Gölgesi / İstanbul Şehir Tiyatroları