"Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım", İBBŞT ile Haldun Taner'in zekasını ve başarısını tekrar hatırlatıyor. Ayrıca Türkiye'nin trajik yakın geçmişini komedi ve müzikal ile donatarak farklı bir anlatı sunuyor ve tiyatronun sınırları ne kadar zorlayabileceğini kanıtlıyor. Bu oyun üç kelimeyle: "Zamansız, düşündürücü ve dinamik."
Oyunu 16.04.26 tarihinde Ümraniye Sahnesi'nde izledim. Öncelikle oyunun dekoru çok sade ancak çok yerinde ve başarılı. Oyunun dinamik yapısına çok iyi hizmet ediyor. Dekoru oyuna durmaksızın uyumlu hale getirmek yerine oyuncuların hareketleri ve kostümleri dekora uyum sağlıyor. Bu da oyunun daha dinamik kalmasını sağladığı için farklı bir anlayış sunuyor.
Oyunun konusu çok Türkiye'ye özel yani çok bizden. Osmanlı'nın son dönemlerinden '71 Muhtırası'na kadarki geniş ve her 10 yılın birbirinden çok farklı olduğu zaman dilimini inanılmaz bir başarıyla anlatıyor. Bu zaman dilimindeki olayların birbirine olan benzerliğini ise belli repliklerle, iki ana karakterin gelişimiyle yansıtırken de kurgunun başarısına şaşırmadan edemiyorsunuz. Her sahne bir olayı, bir yapıyı ya da bir yozlaşmışlığı anlatırken yaşadığımız her türlü gündemin arkasında nasıl bir bozuk yapıyla veya insanlarla karşı karşıya olduğumuzu bize hatırlatıyor. Bunların hepsini de komedi ve müzik unsurlarıyla bir araya getirdiği için kahkaha atıp ardından kendimi düşünürken buldum. Bu da tiyatronun gücünü gözler önüne seriyor.
Oyuncular ve oyunun genel yapısı ise harikulade. Oyuncular durmaksızın karakter ve kostüm değiştirirken hiç teklemiyorlar ve inanılmaz bir inandırıcılıkla, mizahla bunu gerçekleştiriyorlar. Hepsi tek tek ve en önemlisi de beraber çok başarılı ve uyumlulardı. Ayrıca hepsinin müzikal yeteneğini de ayakta alkışlıyorum. Oyunun bazen 4. perde algısıyla interaktif gitmesi de oyunun tatlı baharatı oluyor. Oyunun İBBŞT orkestrası üyelerini de ayakta alkışlıyorum. Oyunla bütünleşmiş, müthiş bir performans sergilediler.
Eleştirebileceğim ve bir puanı kırdığım tek nokta maalesef oyunun süresi oldu. Her ne kadar oyunların uzunluğuna bir tepkim olmasa da ve bu oyunu içeriği itibariyle kısaltmak zor olsa da bazı sahnelerin daha kısa ve öz kalabileceği kanısındayım.
İzlediğim en iyi 5 oyun listeme giren bu oyunu herkesin izlemesini ve bu ülkede yaşayan/yaşamış herkese önermelerini tavsiye ederim. Bu oyunda ve oyunun sergilenmesinde payı olan herkesi tebrik ederim. Alkışınız bol olsun!
"Geçmişin Gölgesi" oyunu üç kelimeyle: cesur, çarpıcı ve güçlü. Oyunu 22.01.26 tarihinde Müze Gazhane'de izledim. Oyunun en büyük başarısı etkileyici dekor ve dinamik oyunculuklarla, yoğun konusu ve yorucu performanslara rağmen tek mekanda, perde arası olmadan akıcı bir gösteri sunmaları. Öncelikle oyunda dekor çok başarılı. Barış Dinçel'in İBBŞT'ye getirdiği dekor ekolü inanılmaz etkili, Türk tiyatrosunun ve İBBŞT'nin son yıllardaki uluslararası çapta sayılacak gelişimindeki en önemli pay, bence bu çabada gizli. Canlı sokak görüntüsü, oyunla bu görüntünün uyumu, ayrıca mekandaki nesneler çok etkileyiciydi. Oyunun konusu ise ağır olmakla beraber cesur olduğu için koca bir alkışı hak ediyor. Yakın Türkiye geçmişindeki açık yaralar tekrar kazılıyor. İzlerken dikkat edildiği takdirde çok katmanlı bir oyuna şahitlik ediyoruz aslında. Güç zehirlenmesi yaşayan cahil insanları, etik değerlerini hayatta geç değerlendiren insanların acizliğini, kadınların toplumumuzdaki yerini, sistemin insanları getirdiği acımasız hali ve nicesini izliyoruz. Oyunculuklar ise tek kelimeyle müthiş. Ahmet Saraçoğlu toplumumuzun en hastalıklı kişilerine- ufak bir yetkiyle kendini kral zanneden o cahil ama maalesef de istediğini gerçekten elde edebilen insan tipine- müthiş bir şekilde hayat veriyor. O kadar gerçek oynuyor ki, kendisinin başka işleri bilinmese gerçekten öyle biri zannedilebilir. Ayrıca fiziksel olarak da gösterdiği emek karşısında terlediğini görünce, sanatçılara bir kez daha sonsuz saygım pekişti. Bahtiyar Engin ise o hastalıklı kişilere karşı duramayan, çaresiz ve bencil ama bir şekilde iyi niyetli kalabilen insan tipini harika bir şekilde canlandırıyor. Eleştirdiğim ve puan kırdığım konu bazen diyalogların tekrar etmesi, uzaması ve konudan uzaklaşması nedeniyle zaten ağır olan konunun iyice rahatsız edici hale gelmesi. Diyalog temelli bir oyun zaten oldukça zor iken bence oyuncular üstündeki yük, oyunun daha öz olması sayesinde azaltılabilir. Yakın Türkiye geçmişinde yaşanan ve üstü kapatılan konulara ışık tutulmasını merak eden, usta oyuncuları izlemek isteyen ve çağdaş bir dekor deneyimi yaşamak isteyen herkes izlemeli. Bu cesur oyunda ve oyunun sergilenmesinde payı olan herkesi tebrik ederim. Alkışınız bol olsun!
Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım / İstanbul Şehir Tiyatroları