Biletlerin satışa çıktığı o ilk 3-5 dakikada yaşanan 'dijital savaş' alanından, tüm alarmları kurup zaferle çıkmak; üstüne bir de bazı sahnelerde oyuncuların nefesini duyacak kadar yakın bir koltuk kapmak... Sanırım hayatımdaki tüm şans kotamı bu oyun için kullandım ama her saniyesine, her beklediğim saate sonuna kadar değdi.
110 dakika boyunca, tek perde ve temposu bir saniye bile düşmeyen muazzam bir akıştan bahsediyoruz. Olgu Baran resmen duygusal bir 'roller coaster' gibiydi; bir yandan ince mizahıyla güldürürken bir yandan ilişkiler üzerine öyle derin ve gerçek yerlerden vurdu ki, sergilediği o 'tap' seviye performans karşısında büyülenmemek elde değil. İdil Sivritepe ise o keskin ve tertemiz karakter geçişleriyle sahneye inanılmaz bir dinamizm katıyor. İkisi de o kadar gerçek, o kadar bizdendi ki...
Bu sadece bir tiyatro oyunu değil; insanı kendi hayatı ve ilişkileri üzerine uzun uzun düşündüren, adeta bir ilişki otopsisi. Biletlerin neden saniyeler içinde kapış kapış gittiğini, o koltuğa oturunca çok daha iyi anlıyorsunuz. Emeği geçen herkesin ellerine sağlık, kesinlikle izlenmeli!
Bilet kovalayacak olanlara minik bir tavsiye: Craft, biletler için 24 saat önceden geri sayım başlatıyor. Eğer o dijital yarışı kazasız belasız atlatıp bilet ekranına ulaşabilirseniz, yerinizi seçerken gözünüz hiç korkmadan arkalara ve yürüme yollarına yakın koltuklara gitsin. Sahneden uzaklaşıyorum sanmayın.Bol şans ☺️
Tiyatro nedir?
Metnin tartışması, ana tartışması BELLEK ve AŞKIN BELLEK NOKTASINDAKİ ACİZLİĞİ..
Text sürekli geri dönüşlerle bizi bizim belleğimizi de örgüsel sarsarak bir fark yaratıyor.
Oyunculuklar yanı yanıbaşımızda samimiyet üzerine kurulu, inandırıcılık üst düzeyde.. Daha iyi olabilir mi ? Kesinlikle özellike daha zor olan kadın karakterin oyunculuğu daha üst seviyede çeşitlenebilir. Anlaşılırlık ve tavır anlamında ama yeterli denebilir.
Reji seyir zevki için üst düzeyde... Ancak "Tema" için, dramaturji için???...Yani biz bu izlekten neyle çıkmalıyız. Reji biraz da bunun için var. Unutkanlık ve tıbbi teşhis anlarındaki bembeyaz ışık, bu anlamda çok başarılı, ama temayı oyun üzerine hakim kılma noktasında çok emin değilim.
Öykü kesikliğine verilen anlamlar dikkatli izleyince textte var. Ama bu ekibin yapışında var mı emin değilim.
İzleyenlere sormak isterim, sizce ne izlediniz???? Bir aşk hikayesi mi? Alzheimer olan bir babanın dramı mı?? İkisi de olmamalı bu oyun.
Aşk hikâyesinin anlatılışını yeterince derinlikli değil ama ikna olunuyor, ama böyle bir aşka Türkiyede ikna oluyor olmak çok büyük bir eleştiri konusu olabiir.. Çiftin romantik ilişkisine dair diyaloglar yer yer “Hollywoodvari klişelere” kaçıyor ve fazlasıyla romantik komedi kalıplarına yaslanıyor ama biz iknayız..
Aynı duruma ek olan zaman ve yaşananlar kavramında "Bir terennüm" oyununu izleyince insan.. İşte diyebiliyor biz de bu konunun tartışılışı ve oyunu böyle olmalı.
Ama oyunun aldığı puanlara , bilet bulunamayaşına bakınca bu tarz tiyatro anlayışı hayatımıza oturmuş. Önümüz aydınlık mı bilmiyorum. Bildiğiniz artık sanırım dramatik gerçekçilik arayışı " metni oyunu aşan" izleyiciye hakim oluyor yine. MALESEF BENCE ÜZÜCÜ..
yine de ekibin eline sağlık..
Metot / Semaver Kumpanya