Ballı Süt oyununun gala gecesindeki temsilini 24.03.2026 tarihinde Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi’nde izledim. Prömiyerini gerçekleştirdikten hemen sonra biletimi aldığım bu oyunu ne yalan söyleyeyim heyecan içinde bekliyordum. Ancak sonda söyleyeceğim şeyi başta söyleyecek olursam gayet keyifli, akışı güzel ilerleyen, yer yer güldüren ancak finaliyle bende bir etki bırakmayan ve de daha sonrasında hatırlayabileceğim türde bir iz bırakmayan, sıradan bir oyun izledim. Bence metinde bir sıkıntı var. İzlerken seyirciye keyif aldırırken finale doğru ilerleyen süreçte sanki hemen finale erişme kaygısı ile bir anda toparlama ve bitirme telaşı hissettim ben. Böyle olunca da pek tatmin olamadan salondan ayrıldım. Eğer Tülin Özen ve Nilperi Şahinkaya yerine daha noname oyuncular oynasaydı eminim 1 sezonda erken finale ulaşırdı oyun. Doğru ünlü seçimi burada oyunun avantajına olmuş. Dekor tasarımı bende 10 üzerinden 6. Bir evin salonundayız. Derya ve Asiye isimli iki kız kardeşin değişen yıllar içindeki ilerleyen, dönüşen ve evrilen kardeşlik bağına tanıklık ediyoruz. Tüm bunları seyirciye aktarırken adetâ bir Türkiye arşivi niteliği taşıyan, ülkemizde insanlara ve Türk basınına kendi döneminde etki yaratan en ikonik edit’ler LED ekranlarda seyirciye aktarılıyor. Bu da zaman akışında hangi dönemde olduğumuza eşlik ederken, bir yandan da bizleri mutlu ediyor. O daha yaşanılabilir ve mutlu eski Türkiye’yi ziyaret etmek bana da tebessüm ettirdi. Ancak böyle bir reji tasarımı oyuna yine de istediği kuvveti kazandırmaya yetmiyor. Birbirinden oldukça zıt iki kız kardeşin bir evin salonunda başlayıp bir sahil kıyısında son bulan ve zaman içinde nasıl birer insan oluverdiklerini anlatan Ballı Süt oyunu; birbirlerine benzemekten uzak duran iki kardeşin zamanla birbirine dönüşümüne de yer veriyor bir bakımdan. Yıllar önce yine bir deniz kıyısında yaşanan üçüncü kardeşin ölümü; bir hatıra olmaktan çıkıp bu bağın içinde bir trajedi olmaya yol açıyor ve yıllar sonra bu sefer babaannenin kaybı bu iki kardeşi yüzleşmeye ve ortak bir paydada buluşmaya davet ediyor. Ancak burada bu kadar keskin kenarları olan bir zıtlıktan bahsedilmiyor, bu iki kardeş aslında gayet iyi anlaşan ve zaman zaman birbirine sığınmayı tercih eden bir duruma evriliyor. Bu sebeple travmatik bir kardeşlik ilişkisi izlemek düşüncesiyle giderseniz hemen o düşünceden çıkın derim çünkü oyun size bunu vaad etmiyor. Ancak oyuncu seçimi çok yerinde olmuş, Nilperi Şahinkaya ve Tülin Özen çok iyi partner olmayı başarmışlar. Sahnede gerçek iki kız kardeşi seyrediyorsunuz. Bana o his epey geçti. Bu oyunda favorim Tülin Özen oldu. Kendisini daha önce Canavar’da seyretmiştim, oradaki duygusunu çok sevmesem de bu oyunda tam oturmuş karakter yerleşimi. Daha ağırlıkla komedinin baskın olduğu oyun dozunda dramıyla tekdüze bir oyun olmayı hedefliyor olabilir. O zaman da metne ve rejiye değinmek gerekiyor, orada da öyle güçlü bağlar yoktu. Derya ve Asiye’nin hikâyesi sahneye taşınacak türden miydi pek emin değilim ancak kötü bir oyun olmadığı konusunda hemfikirim. Emeği geçenleri tebrik ediyorum…
İzlediğim tiyatro, müzikal, bale ve opera temsillerini kendimce yorumladığım güncel paylaşımlarıma Instagram’da @metinler.sahneler hesabımdan ulaşabilir, ilgileniyorsanız takibe alabilirsiniz!
Oyuncu secimleri sahane olmus gercekten, oyundan geriye ne kaliyor derseniz iste o kisim biraz sorunlu. Oyunu seyredip, sonra da unutuyorsunuz ne yazik ki. Tulin hanim her zamanki gibi sahaneydi. Nilperi hanim'da basarili ancak bazi sahnelerde takilmasi, hele de onemli sahnelerde takilmasi sizi oyundan biraz kopartiyor. İkisinin kardes olarak uyumu guzel, seyri keyifli ama iste o kadar.
Mert Erkan'in yazdigi gibi, no name oyuncular oynasa sezon sonunu goremez elestirisine sonuna kadar katiliyorum.
Monologlar Müzesi ‘Balat’ /