Yan Rol bir kadın hikayesi… Oyunculuk sektöründe sürekli yan roller oynayarak geçimini sürdürmeye çalışan bir kadının kendi hayatının başrolü olma mücadelesi. Oyun seyircinin içerisinden çıkagelip hikayesini anlatmaya başlayan bir kadın ile başlıyor. Arzu Tramvayı adlı oyununun kulisinde oyuna bir saat kala bizimle hikayesini paylaşıyor. Tempolu ve neşeli bir anlatım genel oyuna hakim. Hatta zorlasak bir stand up seti olabilecek kadar da komedi unsurlarını kullanıyor oyuncu sahnede. Tek kişi sahnede var olabilmenin bu kadar zorlayıcı olduğu bir dünyada oyuncu sahnede kalabilmeyi ve seyirciyi hikayesine bağlı tutabilmeyi başarıyor. Bu anlamda oyunculuk performansını etkileyici buldum.
Oyunun konusu çok klişe bir şekilde seyrediyor. Toplumsal normlara göre “Güzel, çekici” olarak nitelendirilebilecek bir kadının en yakın arkadaşını temsil eden karakterimiz en yakın arkadaşının hayatının en zorlayıcı sınavında onunla yaşadığı hikayeyi anlatıyor. Bu anlamda karakterler biraz klişe, ama hayat da klişe. Yapacak bir şey yok. Oyun boyunca birçok klişe söyleme de başvuruluyor. Buna ilerleyen zamanlarda değineceğim.
Rejisel anlamda Şenol Önder'in oyuna dünyaları kattığını söyleyemem, ama zaten rejilik de bir olayı yok oyunun pek. Oyunculuk performansı ile taşınan bir oyun. O yüzden yönetmeni oyunu çok fazla rejiye boğmadığı için kutladığımı söylemeliyim.
Oyunculuk performansına da geleyim. Merve Polat, çok yetenekli bir oyuncu. Belli ki çok fazla enerjisi var ve bu oyunu oynayarak enerjisini atıyor. Benim seyrettiğim oyunda oyunculuk anlamında biraz dalgalandı performansı, ama bunun metinsel olduğunu düşünüyorum. Bazen bazı şeyleri sırf yapmak zorunda olduğu için yaptığını hissettim. Bu noktada da prova sürecinde yazarın oyuncuyla olan işbirliğinin önemi ön plana çıkıyor. Hislerime göre yazar metnine pek dokundurtmamış. Bu da oyunu seyrederken hissediliyor.
Işık tasarımı olarak oyunun genelinde çok büyük bir tasarım söz konusu değildi. Hatta bazı ışık cue larını anlamsız bile buldum. Oyuncunun lokale düştüğü yerlerde bunun sebebini pek anlayamadım. Ortam olarak oyuncunun kulisinde olduğumuz için pek fazla ışık hareketine gerek yoktu sanki. Böyle olunca mekan ışık birliği yapılan ışık kompozisyonundan dolayı dağılmış oldu.
Dekor oldukça gerçekçi, küçük bir tiyatronun kulisinde olabilecek tüm aksesuarlar ve minik dekor parçalarının bulunduğu bir ortam yaratılmıştı ve kurulan dünyanın içerisinde bence yeterliydi. Sandalyesi kırıldı gerçi oyunun en başında ama o anları da çok profesyonel bir şekilde geçiştirmeyi başardı Merve Hanım. Kendisini oyundan kopmadığı ve devam edebildiği için tebrik ediyorum.
Ayrı olarak değinmek istediğim bir husus var. Oyunun içerisinde Merve Polat’ın oynadığı çocuk tacizi anısını sonsuz derecede gereksiz buldum. Zaten inanılmaz travmatik bir olay. Bunu seyirciye anlatıp bunu sonradan şakaya vurmaya gerek var mıydı, gerçekten bilemiyorum. Hani “Çocuk tecavüzü yerine başka bir şey kullanırsak ölüyor muyuz?” diye düşünüyorum. Asla öyle bir durum da yok. Hatta o kadar rahatsız oldum ki o ana kadar oyunla alakalı oturmuş olumlu düşüncelerimin önüne geçmeyi başardı. Oynamaya devam etmeyi düşünüyorlarsa oraya bir revize düşünürlerse gerçekten çok mutlu olurum. Hani ben erkek olarak rahatsız olduysam kadınlar ve kız çocukları neler hisseder düşünemiyorum.
Bir diğer eleştirim de metnin içerisindeki şakalar için olacak. Demin de belirttiğim gibi çok fazla klişe, twitter şakaları vardı. Bkz: Vicdanına kadar göz kalemi çekmek. Bu tarz şeyler olunca aklımızda anlatılan hikaye değil, malesef bu çiğ şakalar kalıyor. Hikayenize değer veriyorsanız eğer daha size ait şakalar bulun lütfen. Ayrıca oyunun konusu oyunculuk sektöründeki bir karakterin başından geçenler olduğu için seyirci olarak biraz niş bir kesime hitap ediyor gibi geldi. Hani sektörün içerisinden olmayan birisi bu oyunu tam manasıyla anlayamazmış gibi hissettim. Ama bu da benim düşüncem tabi sektörden olmayan bir seyirciyle konuşmak lazım.
Klişeler demişken Yıldız Tilbe’den “Emi” referansının kullanılması da kşişe şakalarla aynı hissiyatı uyandırdı. Oyundan çıktığım andan itibaren Spotify’dan “Emi” açıp dinliyorum. Bence Mitos Tiyatro ekibi seyircinin oyundan sonra aklında Yıldız Tilbe’nin şarkısı yerine bu güçlü kadının hikayesinin daha çok akılda kalmasını isterdi.
Yan Rol, güçsüz, derinliksiz bir metnin içerisinde inanılmaz yeteneği ile çırpınıp duran bir performans tadı bıraktı damağımda. Merve Polat çok çok yetenekli bir oyuncu. Kendisini gerçekten bir Blanche olarak seyretmek isterim bir gün. Tüm ekibin emeğine sağlık. En çok da sahne arkası çalışanlarının. Onlar olmasa kimse bu işi tam anlamıyla rahatça yapamazdı. Ömrünüz uzun olsun…
Yan Rol / Tiyatro Mitos