Yusuf Umut'un hali, çağımızda birçok gencin de yüzleşebildiği ya da yüzleşebileceği türden bir ergenlik bunalımı ya da isyanını anlatıyor. Günümüzdeki oyunlarda artan bir tek kişilik oyun anlatımıyla bu oyunda da karşılaşıyoruz. Oyunu güzel yapan bence bu konunun işlendiği metinden ziyade, anlatımın sinematografik ögeler katılarak zenginleştirilmiş olması. Metnin kurgusunda, dramatik ögelerin çeşitlenmesi için anne, kuzen detaylarına verilen özelliklerde gerekliliğine pek ikna olamadığım detaylar vardı. Oyun bütününde pek bir yere bağlanmayan anne hastalığı, kuzen tavsiyesi gibi tercihler daha farklı nasıl kurgulanabilirdi diye düşündüm. Oyunu izlerken benim içime işleyen daha çok ergen isyanı değil de sevgi arayışı oldu. Güvende hissettiği özgür bir ânı, sevgiyi hissedebildiği güvenli bir ortamı ailesinin yanında yaşayabilmesi için önce ölüme yaklaşması mı gerekiyordu? Umut'un sorguladıklarında bu ikilem bedelinin ödenmesi gereken bir sevgiyi hatırlatıyor. Bir de aslında sevginin en koşulsuz hissedilmesi gereken yerde, ailede. Oyundaki anlatımda bu sorgulamayı sevdim. Metindeki en güçlü yer de bence bu sorgulama. Oyunculuk konusunda da takdirimi belirtmek isterim. Bir iki yerdeki diksiyon bozukluğu ve anlaşılmama durumu dışında karakterin konuşma tarzı ve duruşundan çıkmadığı bir oyunculuk izledik. Tüm ekibin emeklerine sağlık.
Oyunu çok beğendim. İşitsel öğelerle birlikte kurulan ritmi, metin ve oyunculuklarla çok iyi bir senkron içindeydi. Oyun boyunca seyirciyi hiç düşürmeden oyunda tutmayı başardı. Birkaç sorguladığım seçim oldu sadece. Dekor o kadar sade olmasa nasıl olurdu acaba dedim. Zeus'un heybetli eski günlerinden kalan birkaç görsel de olsa belki daha hoş olurdu gibi geldi. Kostüm seçimine bayıldım! Kırmızı kadife bir zıbın. Gerçek olan ama komik de olan ikilem arasında sıkışmışlığı, Zeus'un sıkılıyorum haykırışıyla çok iyi örtüşen bir tasarım olmuş :) Metindeki "sıkılıyorum" gibi basit bir eylemin, bu kadar güçlü yerleştirilmesine ve burada insanı saçmalığından güldüren ama hak da verdiği bir yerde cuk diye oturtulmasına hayran oldum. Son sahnede adeta seyirci nefessiz kalıyor ve sanki oyuncuların artık maskeleri düşüyor. Oyunun bitiş yeri olarak çok iyi oluşturulmuş bir yükseliş olmuş. Sonrasında zaten devam etmemeli artık dedirten bir final seçimiydi. Oyun boyunca sorguladığım şeylerden biri de Hizmetçi karakterinin oyunculuğu oldu. Sahip olduğu görev ve statüden ötürü "gösterişsiz" bir oyunculuk istenmiş olmasını anlayabiliyorum. Ama yine de nasıl düşündüğünü ve Zeus'un maskesini düşürebildiğini son sahnede apaçık görebildiğimiz için ben sanırım bu seçime biraz ikna olamadım. Zeus'a meydan okumasını sadece diyaloglarında değil karakterinde de sezebildiğimiz bir oyunculuk izlemeyi tercih ederdim sanıyorum. Tebrik ediyorum tüm ekibi bize böyle iyi oyun izleme fırsatı sundukları için.
N’Olcak Bu Yusuf Umut’un Hali / Tiyatro Hemhâl