Çoğunlukla tiyatro oyunları perde açıldığında başlar.
🎭Gayb ise siz daha salona girmeden başlıyor.
Kapıda sizi Ahmet Saim karşılıyor.
Oyuncu olarak değil...
Ev sahibi olarak.
Elleriyle hamur açıyor, gözleme pişiriyor, çay ikram ediyor, gelen herkesle tek tek ilgileniyor.
Oyun bittiğinde de aynı kapıda duruyor.
Bu kez elinde hamur değil, vedası var.
Herkesi tek tek uğurluyor.
Bir oyuncudan çok, misafirlerini ağırlayan bir ev sahibine dönüşüyor.
Psikolojide güven, söylenen sözlerden önce kurulan ilişkiyle oluşur.
Belki de bu yüzden daha ilk dakikada kendimi bir tiyatro salonunda değil, ait olduğum bir sofrada hissettim.
Sonra sahnede Remzi çıktı karşımıza...
Kimliğini arayan...
Ait olmaya çalışan...
Görülmek isteyen...
Travmalarıyla boğuşan bir genç.
Oyun; kimlik, aidiyet, görünür olma arzusu, travma ve sanatın iyileştirici gücü üzerine kurulmuş.
Fakat beni en çok etkileyen bunların hiçbiri değildi.
Beni etkileyen, sahnedeki karakter ile onu oynayan insan arasındaki psikolojik karşıtlıktı.
Remzi, yaralarının içinde kaybolan bir karakter.
Ahmet Saim ise kendi kimliğini sahiplenmiş, ailesiyle yan yana duran, sanatını yaşamının doğal uzantısına dönüştürmüş genç bir oyuncu.
Annesi, babası ve kız kardeşleri de oradaydı.
Oyun boyunca anlatılan "aidiyet" duygusu, perde kapandıktan sonra gerçek hayatta da görünür olmaya devam ediyordu.
İşte o anda şunu düşündüm:
Travmayı anlatmak başka, travmayı dönüştürmek bambaşka bir şey.
Sahne üzerinde acıyı temsil etmek mümkündür.
Ama sahneden indiğinizde hâlâ insanlara aynı sıcaklıkla dokunabiliyorsanız, sanat artık temsil olmaktan çıkıp yaşama dönüşür.
Belki de bu yüzden Ahmet Saim'in 9. Üstün Akmen Tiyatro Ödülleri'nde "Umut Veren Erkek Oyuncu" ödülünü almasına şaşırmadım.
Çünkü umut veren şey yalnızca oyunculuğu değil.
Sanatıyla kurduğu ilişki.
Seyircisiyle kurduğu ilişki.
Ve en önemlisi, kendisiyle kurduğu ilişki.
Balat'ın ruhuna çok yakışan o kabare atmosferinde, önümde çayım ve sıcacık gözlememle oyunu izlerken şunu hissettim:
İyi tiyatro sadece iyi hikâye anlatmaz.
İnsana, yaralarının kader olmadığını da hissettirir🤍
Not: Ahmet Saim'i bugün, 19 Temmuz akşamı saat 20.30'da Antalya Panda Sahne'de izleme şansı olanlar varsa, yalnızca bir oyun izlemeye değil, baştan sona tasarlanmış bir tiyatro deneyimine hazır olsunlar.
Erika'da izledim. Bir saat içerisinde hem ağladım hem de gülmekten yerlere yattım. Çok tiyatrodan anlayan birisi değilim ama izlediğim her saniye Çok gerçekti. Adeta sanki oyun değil de birinin yaşamına bir saat tanık oldum gibi bir histi. Oyun başlamadan tattığımız gözlemeler en az oyun kadar lezzetliydi. Ahmet Saim yazmış yönetmiş oynamış. Yeni nesil gümbür gümbür geliyor. Gurur duydum. Başarılarınız ve üretiminiz daim olsun.
Oyun başlamadan bizleri karşıladı ve oyun bittiğinde de yolcu etti birde gözleme ikramı kendi elleri ile oyun ise çok etkileyiciydi harika performans tebrik ediyorum
Gayb / Art Erika