“Kırıldığımız Yerde Bi’ Boşluk”, kurduğu distopik dünya ile yalnızca bir hikâye anlatmakla kalmıyor; insanın duygu, hafıza ve bağ kurma kapasitesini sorgulayan güçlü bir alan açıyor. Metnin dili, sahneleme tercihleri ve oyunculukların yarattığı atmosfer bu dünyayı etkileyici biçimde görünür kılıyor.
Oyun ilerledikçe doğru ile yanlış, kurtuluş ile yıkım arasındaki sınırlar bilinçli biçimde bulanıklaşıyor. Tam da bu noktada eser, izleyiciyi rahat bir cevapla değil; insanın kırıldığı yerde açılan o sessiz boşlukla baş başa bırakıyor. “Kırıldığımız Yerde Bi’ Boşluk”, sahnede kurduğu dünya ve yarattığı düşünsel yankıyla uzun süre akılda kalacak bir deneyim sunuyor. Bu güçlü sahne deneyimini mümkün kılan tüm yaratıcı ekibi kutluyorum.
Oyun, biçim ve içerik arasındaki ilişkiyi tutarlı bir sahne diliyle kuruyor. Reji metni bastırmadan açarken, oyunculuklar dramatik gerilimi disiplinli bir çizgide taşıyor. Seyirciyi edilgen değil, düşünsel olarak sürece dâhil eden bir yapı sunuyor.
Kırıldığımız Yerde Bi' Boşluk / Tiyatro Cora