Murat Daltaban rejisi, Cem Yılmazer dekor tasarımı ile harikalar yaratmış. Kitabını okuyup, kurgusunda ve oyunculuklarında vasatlık bulanları okudum ve çok şaşırdım. Kitabın dışına çıkmadan yalın anlatımı, seyirciyi oyunun içinden ve salondan çıkarmamak için iyi kurgulandığını düşünüyorum . Alkışınız bol olsun …. Nicelerine…
Bilinen bir hikayenin yeniden ele alınmasına çekinceyle yaklaşanlara ders olacak bir prodüksiyon. Oyunculuk, dekor, ışık, yönetim tamamı şahane.
George Orwell'ın 1947 - 48 yıllarında yazdığı, bir rivayete göre, kitabı yazdığı 1948 yılının rakamlarının tersi olduğu için kitabın ismini 1984 koyduğu, zamana meydan okuyan distopik romanı, insanın hür iradesinin ve bireysel varlığının yok edildiği, insanların her anının kayıt altına alındığı, özgür hareket alanının olmadığı, güce sahip olan partinin vücut bulmuş esrarengiz temsilcisi büyük ağabeyin her an her yerde olduğu, dünün ve yarının olmadığı, tarihin her an yeniden yazıldığı, dolayısıyla, tarihin aynı zamanda her an yeniden bozulduğu, sadece şimdinin olduğu sevgisiz, umutsuz ve geleceksiz bir ülkede, Okyanusya'da geçer.
Savaş Barıştır
Kölelik Özgürlüktür
Bilgisizlik Kuvvettir
İşte böyle bir ülkede bir gün vatandaş Winston günlük tutmaya başlar. Günlüğe yazdıkları aslında tarihe düşülmüş bir not, büyük ağabeyin ulaşabildiği kayıtların dışında kalan, kontrol edilemeyen ve değiştirilemeyecek bir izdir. Dolayısıyla tehlikenin ta kendisidir.
Winston'un bu günlükle birlikte geçmişi, geleceği, şimdiyi, yaptığı işi sorgulamaya başlaması, Julia 'ya ile birbirlerine aşık olmaları, geleceğe dair umut beslemeleri, bir şeyleri değiştirebileceklerine inanmaları, daha da kötüsü, yazdığı günlükle henüz doğmamışlara mesaj bırakma ihtimali onu rejim için çok tehlikeli biri haline getirir. Cezası, varlığı kulaktan kulağa korkuyla fısıldanan 101 numaralı odada sorguya çekilmek ve varlığına ait tüm bilgilerin kayıtlardan silinerek, yokkişileştirilmektir.
Kabaca ana hatlarından bahsettiğimiz bu karanlık dünya Murat Daltaban rejisiyle sahneye büyük bir başarıyla aktarılmış.
Oyunun seyirciyi etkisi altına alan gerilimli atmosferi, Cem Yılmazer'in yaptığı ışık, Burak Etöz'ün yaptığı dekor tasarımıyla sağlanmış. Oğuz Kaplangı'nın müziği de sahnedeki gerilimi besliyor.
Sahnede tıkır tıkır işleyen bir oyun ve çok başarılı oyuncular var. Winston rolünde Adem Mülayim, Julia rolünde Gizem Güçlü ve Obrian rolünde Barış Ayas gerçekten etkileyici oyunculuklar sergilediler. Özellikle 101 numaralı odada geçen "ikna ve iyileştirme" seansında Adem Mulazim ve Barış Ayas'ın birlikte yer aldığı sahneleri izlemek tiyatro adına çok keyifliydi. Sorgu esnasında Winston'un yüzünü dev perdeye yansıtan kamara sayesinde, Adem Mülayimin mimiklerini en ince ayrıntısına kadar görme imkanı bulduk. Sahne arkasındaki bu dev perde, sahnedeki dünyayı ikiye bölüyor, bir yandan tiyatro seyrederken sanki aynı zamanda sinema da izliyormuşuz hissini veriyor.
Nilüfer Kent Tiyatrosunun 1984 oyunu gerçekten seyredilmeye değer, sahneye çok başarılı bir şekilde taşınmış bir oyun. Ama oyuna gitmeden evvel kitabı okumanın ya da en azından özetine göz atmanın seyir zevkinizin artacağınıza inanıyorum.
Oyundan sonra kitabı okuduğum zamana gittim. 1986 yılında üniversite 1'e giderken okumuştum kitabı. İlk okuduğum distopik romandı 1984 ve beni hem çok etkilemiş hem de çok sarsmıştı. Başka dünyaların kapılarını açmıştı bana. Şimdi düşünüyorum da, ben bu kitabı okuduğumda telefonlar jetonluydu, telefon numaralarının başına henüz 212, 216 kodu gelmemişti, müzik plaktan ya da kasetten dinleniyordu, otobüslerde bileti biletçiler kesiyordu, televizyonlar tüplüydü, evlerde bilgisayar yoktu, henüz internet de yoktu, merak ettiğimiz şeyleri google'a soramıyorduk, cebimizde cep telefonlarımız, cep telefonlarında kameralar, takip programları, navigasyon aplikasyonları yoktu, yapay zekayla sahte videolar üretilemiyordu, her köşe başına yerleştirilmiş güvenlik kameraları yoktu, aynı partinin 22 yıllık iktidarı altında yönetilmiyorduk. Yani 1984 dünyası o günden bakınca çok uzak bir zaman, bambaşka bir dünya gibi gelmişti bana. Ard arda sıralayınca bir ürperti geldi bana. Sanırım 1984'ü yeniden okumanın zamanı geldi.
Lütfi Sert, Nilüfer Belediyesi Kent Tiyatrosu toğluluğunu favorisine ekledi
2 hafta önce