Bir Gün Ekspres, uzun zamandır izlediğim en sarsıcı ve en gerçek oyunlardan biri. Türkiye gerçeğini bu kadar yalın, cesur ve çarpıcı bir şekilde sahneye taşıyan çok uzun zamandır böyle bir oyun hatırlamıyorum. Salondan çıktığımda içimde hem bir ağırlık hem de derin bir farkındalık vardı.
İki kadının sahnedeki olağanüstü performansı, sadece bir hikâye anlatmıyor; yaşanmışlıkları, bastırılmış çığlıkları ve görmezden gelinen gerçekleri yüzümüze tokat gibi çarpıyor. Minimal bir sahne düzeniyle bu kadar güçlü bir etki yaratabilmeleri büyük bir ustalık.
Emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.
Her ne kadar iki kadın tarafından oynansa da, bu oyun aslında erkek egemen düzenin karanlık yüzünü sahneye taşıyor. Kadını; kızı, karısı, sevgilisi ya da yeğeni fark etmeksizin birey olarak değil, sahip olunan ve üzerinde söz hakkı olduğunu sandığı bir varlık gibi gören zihniyetle açık bir hesaplaşma bu. Eril tahakkümün yarattığı etkiyi gözler önüne seren bir performans. Bu ülkede kadınlar sürekli tetikte yaşarken, erkeklerin büyük bir kısmı bunu ya görmezden geliyor ya da normalleştiriyor. İşte tam da bu yüzden özellikle erkeklerin seyredip rahatsız olması, yüzleşmesi ve kendine bakması gereken bir oyun. Çünkü sahnede anlatılanlar istisna değil, sistematik bir gerçeğin yansıması. Bu oyun alkışlanıp geçilecek değil; rahatsız edip sorgulatması gereken bir tokat.
Sadece bir tiyatro oyunu değil; toplumsal bir yüzleşme.
Ben çok etkilendim, tetiklendim, hüzünlendim ve uzun süre etkisinden çıkamayacağım. Mutlaka seyredilmesi ve daha büyük sahnelere taşınması gereken tüm Türkiye’de oynanması gereken bir oyun olduğu kanısındayım.
Bir Gün Ekspres / Dormen Akademi