“Herkes Kocama Benziyor” izlerken Ayten’in hikâyesine tanık olmuyorsunuz; onun zihninin içine giriyorsunuz. Pavyon tuvaletinde geçen bu anlatı, sessizce biriken öfkenin, bastırılmış kadınlığın ve ‘normal’ sayılan hayatların içindeki çatlakların tokat gibi yüzümüze çarpması. Ayten’in dili yalın ama sarsıcı; anlattıkları kadar susuşları da ağır. O buzlu cam kırıldığında sadece Ayten’in değil, seyircinin de içi çatlıyor. Tek kişilik bir oyunla bu kadar çok duygu taşımak, bu kadar derin bir etki bırakmak kolay değil. Sonu gelmeyen bir iç monolog, geçmeyen bir öfke ve sahneden çıkarken omuzlarımıza yüklenen bir gerçek… Çok çarpıcı, çok sahici ve uzun süre akılda kalan bir oyun.
Herkes Kocama Benziyor / Temsili Sahne