İki kadın erkek egemen toplumda kendi sıkışmışlıkları içinde kendilerine bir çıkış bulmaya çalışırlar. Bir gün bu durumu değiştirebilmek adına bir adım atarlar ama her şey çok daha karmaşık hale gelir. Belki de hayatlarının en kötü gününü yaşayan bu iki kadın hem birbirinin sebebi hem de çözümsüzlüğüdür.
Bir an bir şey olur, sonra bir daha hiç bir şey eskisi gibi olmaz. Keşke demeye bile gücün kalmaz.
Ehlikeyf bir okuma tiyatrosu. iki kadın oyuncu Gülçin Kültür Şahin ve Eren Balkan'a dış ses ve efektör olarak Mert Aydın eşlik ediyor.
Oyunun ilk dakikalarında okuma tiyatrosu olarak ilerleyen oyunu biraz yadırgasam da, sonra oyunun ritmine uyum sağladım. Oyuncular metni oturarak okusalar da, karakterleri ses, mimik ve beden dilleriyle yaşadılar ve seyirciye de yaşattılar. Bir müddet sonra normal bir oyun izler gibi izlemeye başladım ehlikeyfi. Belki bunda oyunun tek mekanda geçiyor olmasının da payı vardır.
Güçlü bir metin ve farklı bir tiyatro deneyimi. Keyifle izledim. Ama bu metni tiyatro olarak da izlemek isterdim. Bazı sahneler "dinlerken" gözümde canlandı.
Oyunun en güzel tarafı Sema Moritz'in şahane sesiyle söylediği şarkılardı. Keşke daha çok söyleseydi. İK Müdürü Alev rolünde Derya Alabora çok başarılıydı. Kendisini en son 2018 yılında Efsane Kadın oyununda izlemiştim. Özlemişim.
Ben oyunu Trump sahnede izledim. İlk başlarda Dada Salon'da, masalı, yemeli, içmeli ortamda sahnelenen oyun, yuvasını terk ederek büyük salonlarda oynamaya başlamış. Bence oyun metin olarak tam da Dada Salon'da sahnelecek bir oyunmuş. Çünkü büyük salon o meyhane havasının tam olarak seyirciye geçmesini engellemiş. Oyun sanki biraz havada kalmış. Meyhane sataşmaları salon seyircine pek oturmamış. İstenilen etkileşim olamadı bence. Oyunu Dada Salon'da, içki eşliğinde, olayların geçtiği meyhanedeki bir müşteri gibi izlemeyi tercih ederdim.
Bir de oyun çok uzun. Arasız iki saati aşkın süresi seyirciyi zorluyor. Yani en azından beni zorladı. Müziğin şahane, oyunculukların başarılı ama konunun biraz zayıf kaldığı bir oyun olmuş Kanlı Kabare.
Amatör bir tiyatro topluluğu klasik bir cinayet, dedektif hikayesini sahneye koyar. Aslında bu oyunlarından çok umutludurlar. Çünkü ilk kez tam kadrolu bir oyun kurmayı başarabilmişlerdir. Geçmiş sezonlarda sahneledikleri İki Silahşörler, Pamuk Prenses ve Cüce gibi oyunları düşününce mutluluklarının derecesini tahmin edebiliyoruz. Neyse biz yeni sezon oyunlarına dönelim. Oyunun prömiyer akşamına seyirci olarak katılıyoruz. Hani bazen perde açılınca bazı şeyler ters gider ya, işte bu oyunda bazı şeyler değil de her şey ters gidiyor. Doğru giden tek bir şey yok. Ama sahnede takdir edilesi bir ekip var. Oyunu büyük bir azimle oynamaya devam ediyorlar. Yeteneksiz aktörler, unutulan replikler, yanlış antreler, yıkılan dekorlar, telef olan oyuncular, kabiliyetsiz ışık operatörü. Sahnede olanları yok artık diye diye şaşkınlıkla ve kahkahalarla izledim.
Oyun gücünü kadrosundan alıyor. Ekibin birlikte çok keyifle ve birbirlerine tam güvenle oynadıkları açıkça görülüyor. Oyuncular fiziken zorlu, hatta tehlikeli, zamanlamanın çok önemli olduğu sahnelerde oynuyorlar. Bir taraftan gülerken bir taraftan da başlarına bir şey gelmesinden korkarak heyecanla izledim oyunu.
Henry Lewis, Henry Shields ve Jonathan Sayer'in yazdığı oyunun çevirisi Mehmet Ergen tarafından yapılmış. Lerzan Pamir rejisiyle sahneye taşınmış.
Tarık Köksal, Serdar Orçin, Volkan Öztürk, Selen Nur Sarıyar, Onur Demircan, Hüseyin Tuncel, Berfu Aydoğan ve Hasip Tuz'dan oluşan kadro çok başarılı oyunculuklar sergilediler. Birlikte makinenin dişlileri gibi tıkır tıkır işlediler. Oyunun künyesinde adı yazmayan başrol oyuncusu ise Behlüldane Tor'un tasarımını yaptığı sahne dekoruydu. Oyunun gizli öznesiydi. Oyun boyunca büyük bir başarıyla döküm döküm döküldü.
Hiç bir satır arası, sayfa başı mesaj kaygısı taşımayan oyunu, sadece doya doya gülmek, eğlenmek için gidin izleyin derim.
Umarım uzun yıllar sahnelenir. Ben en kısa zamanda tekrar gidip seyredeceğim. Kendime abone olacak yeni oyun buldum.
Şirreti Evcilleştirmek (The Taming of the Shrew) / Moda Sahnesi