-
Bu sene seyrettiğim en iyi oyunlardan. Lisa Morrison'un birinci perde boyunca sevgi dolu öğrenci rolü ikinci perdede içinden bambaşka bir karakterin çıkmasıyla hocası Ruth Steiner'i zor durumda bırakır. Lisa genç, hırslı ve yetenekli bir yazar adayıdır ve ilk eve girişinden itibaren pencereyle birlikte hocasının gözünü de kapatan öğrenci yavaş yavaş amacına ulaşacaktır. Sadakat ve İhanet, Sanat ve Yaşam temaları etrafında şekillenen oyun. Ruth, deneyimli bir yazar ve akademisyen olarak tanıtılıyor. Lisa, onun öğrencisi olarak geliyor. Lisa, Ruth’un kişisel hayat hikâyelerinden etkileniyor ve ondan büyük ölçüde ilham alıyor. Lisa, Ruth’un anılarını temel alan bir roman yayımlar ve bu aralarını açacaktır.
Rejisinden oyunculuğuna, dekoruna kadar mükemmel bir eser. Tekrar seyretmek isterim.
-
Oyunu Üsküdar Tekel Sahnesinde Seyrettim. Oğuz utku Güneş'in yazıp yönettiği ve 5 farklı oyuncunun 17 karakteri canlandırdığı dört fasıl tek celse denen renkten renge geçen bol hareketli bir oyun. Ses ve ışık oyunlarıyla bol koşturmaca içinde geçen bir oyun. 65 dakika süren ve oyuncuların ter içinde koşturduğu senenin sıra dışı oyunlarından biri. Yine de her seyirciye yönelik bir oyun değil. Hele bizi ters köşe yapan finalini düşününce..... Oyunlarda hareket sevenler için. Komediden drama, absürt tiyatroya uzanan yolculuk. Tekrar seyredeceğim.
-
Ali Poyrazoğlu'nu seyretmek çok keyifli. Biliyorum ki ne yaparsa yapsın hep mükemmel. 1981 yılından bu yana hemen hemen hiç bir oyununu kaçırmadım. Ali Poyrazoğlu'nu seyrederken zaman su gibi akıp geçiyor. Keşke bitmeseydi diyor insan. Carmen'de canlı müzik eşliğinde Kadıköy Süreyya Opera sahnesinde seyretmek çok keyifliydi. (şifre sorunu nedeniyle yorumumu yeni hesabıma taşıdım).
-
Üç oyuncunun doğal ve rahat oyunculukları eşliğinde ve dev dekor içinde tam bir oda tiyatrosu oyunu. Don, Lou ve Flora'nın arasındaki ilişler ve dille olan bağlantılar başarılı metaforlar eşliğinde mükemmel bir rejiyle sahnelenmiş oyun. Her seyirciye yönelik bir oyun değil.
***
2. Seyredişimde dekorun kenarındaki tahta direkler arkada perdede akan yazıları görmeye engel oluyor. Reji yaparken farklı koltuklara oturup nasıl görünüyor diye bakmak kimsenin aklına gelmemiş. Aradan bir sene geçmiş ve kimse bunu fark etmemiş. İnşallah 3. kez gelip kameraya çekip bu beceriksizliği internette paylaşacağım.
-
Oyunu Taksim Akm Tiyatro salonunda seyrettim. Başta Hakan Meriçliler olmak üzere gayet başarılıydı. Elbette Shakespeare oynamanın gurunu yaşıyorlardı diye düşündüm. Final yıllar önce okuduğum kitapta sanki farklıydı. Acaba değiştirilmiş mi karar veremedim. Tekrar okumam lazım. Eğer finali değiştirilmiş bulursam puanı düşürür yorumu da düzenlerim. Hatta oyunu yerden yere vururum. Shakespeare'i artık hiç bir tiyatroda dönemindeki gibi yorumla seyredememek üzücü. Seyirci anlamaz diye mi düşünülüyor acaba ? Dekorundan, ışığına, rejisine kadar emek harcayan tüm ekibi kutlarım. Keyifle seyredilecek bir oyun tavsiye ederim.
( şifre sorunu nedeniyle yeni hesabıma taşıyorum yorumları).
Toplu Hikayeler / Ankara Devlet Tiyatrosu