Kaçma düşersin denilerek büyütülen bir kadının, hayatın zorlukları karşısında geliştirdiği o kaçma dürtüsünü maraton koşularına dönüştürme hikayesi zekice ve çok katmanlı işlenmiş. Metin, çocukluktan evliliğe, yas süreçlerinden hayatta kalma mücadelesine kadar o kadar tanıdık ve o kadar insani bir yerden yakalıyor ki seyirciyi, Emel’in adımlarıyla birlikte kendi hayat zeminimizi de sorgulamaya başlıyoruz. Az ve öz
kelimeyle, bedenin hafızasını ve içsel yüzleşmeleri bu kadar rafine bir dille aktarmak gerçekten büyük bir yazarlık başarısı. Ve tabii ki oyunculuk... Tek kişilik oyunların yükü ağırdır ama sahnede devleşen performans karşısında büyülenmemek elde değil. Karakterin çocuksu neşesinden içindeki o derin yasa, fiziksel olarak yorucu olan o dinamizmden duygusal kırılmalara geçişler o kadar pürüzsüz ve samimiydi ki! Karakterle aramızda saniyeler içinde kopmaz bir bağ kuruldu. Hatice Düştegör, seyirciye o kadar yakın, o kadar içten oynuyor ki, adeta sahnede rol yapan birini değil, hayatını tüm çıplaklığıyla önümüze seren gerçek bir Emel izledik. Hareketin, nefesin ve duygunun bu kadar dengeli yönetildiği bir performans izlemek büyük bir keyifti.
Zemin Testi (Kısa Mesafe) / Apartman Sahne