Genelde salonun en arka sıralarında oturup, oyun bittiğinde sessizce alkışlayıp çıkan, izlediklerini sadece kendi zihninde tartan o çekingen izleyicilerden biriyim. Pek yorum yazmam, kolay kolay "bu oyun başka" demem. Fakat Arsız Kumpanya’nın son işi "Aykırı Solucan Delikleri", o sessiz konfor alanımı yıkmayı başardı. Karşımda sadece bir temsil değil, zihnimi esneten bir keşif alanı buldum. Oyun, bizi Kayra ve Sıla’nın Oxford yoluna ortak ederken, aslında bildiğimiz tüm doğrusal zaman algısını kapının dışında bırakıyor. Metnin o çok katmanlı, yer yer insanı bilerek labirentte bırakan yapısı benim için bir eksiklik değil, aksine oyunun en cesur tarafı. "Şu an neredeyiz?" sorusunun peşinde koşmak, hikâyeyi tek düzelikten kurtarıp zihni sürekli zinde tutan bir bulmacaya dönüştürüyor. Oynandıkça karakterlerin daha da derinleşeceğine, taşların yerine daha sıkı oturacağına şüphem yok. Alışılagelmişin dışına çıkmak isteyen, zihnini tazelemek isteyen herkes bu yolculuğa çıkmalı. Bu ekibin ve bu oyunun yolu, evrenin sınırları kadar geniş olsun.
Aykırı Solucan Delikleri / Arsız Kumpanya