Bugün 19 Mayıs 2026 ve ben şu an Youtube'da yayınlanan kaydını izliyorum. Büyük Atatürk'ümüzün büyük eseri Cumhuriyet'i anlamak ve yeni nesile aktarmak için çok anlamlı çok değerli bir eser. Prodüksiyon çok iyi. Mehmet Ergen gibi dünya çapında bir tiyatro yönetmeni, Yekta Kopan gibi değerli bir sanatçı ve yazarın elinden çıkan, çok değerli oyuncularla sahnelenen ve o müthiş sürpriz sonuyla Atamızın hologramının sahneye çıkışıyla taçlanan harika bir yapım olmuş. Emeği geçen herkesi saygıyla selamlıyorum.
Sadece son olarak tiyatro ile hem tiyatro tarihi ve tiyatro oyunları bağlamında ciddi okumalar yapmış, üniversitede amatör ve sonrasında yarı profesyonel oyun sahneleme deneyimleri olmuş biri ve sağlam bir tiyatro izleyicisi olarak şu eleştirilerimin de kabul görmesini dilerim; malesef Kerem Alışık belki de bu gösterideki heyecanındandır çok anlamsız diksiyon hataları yaptı. Ayrıca oyunculuk olarak dönemin ruhunu, psikolojisini, çaresizliklere rağmen umudu iç içe güçlü bir şekilde verebildiğini, diğer oyunculardan birkaçı dışında genel olarak oyunculukların da bunu tam anlamıyla sağlayabildiğini düşünmüyorum. Atatürk ve asker arkadaşlarının kurduğu Cumhuriyet'imizin yarattığı duygu ve coşku ile izlediğimiz bu harika tarihimizi şahlandıran bir tempo ve oyunculuk izleyemedik.
Ülkemizde birkaç örnek dışında bir Broadway müzikali izlediyseniz görmüşsünüzdür ki müthiş bir tempo, inanılmaz güçlü duygu aktarımı ve oyunculuklar, müzik ve dekorla inanılmaz etkileşim ve nihayet yaratılan auranın içinde kaybolur, siz de o anın bir parçası olursunuz ve yaşarsınız. Salondan çıktığınızda gerçeklik sizin için sahnede izledikleriniz mi yoksa sizin hayatınız mı iç içe geçer.
Tüm bunları şu yüzden söylüyorum; bizim inanılmaz oyuncularımız ve yönetmenlerimiz var. Mehmet Ergen, Lerzan Pamir, Özge Özder, Ece Dizdar da elbette onlardan. Fakat Cumhuriyetimizin değerlerini, müthiş duygu yoğunlunu ve onu kurmak için katlanılanları, kaybedilen vatan evlatlarını bizlere aktarırken daha fazla kendilerini adayabilirlerdi. Tüm bunların altında yazar olarak adları geçen Yekta Kopan ve Mert Dilek de daha önceki benzer yorumlara katılarak daha çok ders kitaplarından aktarılmış gibi değil de daha hikayeleştirilmiş, daha çok edebiyat niteliği olan bir metin çıkartabilirlerdi.
Son olarak Beyhan Murphy'yi de tüm saygımla selamlıyorum. Çok eskiden beri MDT, Opera Bale vb birçok gösterisini izledim. Keşke burda da MDT ekibiyle bir koreografi yapsaydı (belki dansçılar arasında bu ekipten dansçılar vardır isim isim bilmiyorum ama), MDT ile çok daha güçlü bir dans gösterisi müzikali tamamlardı. Ama yine de çıkan sonuç Beyhan Murphy'ye yakışan bir sonuç olmuş.
Bütün bunları Atatürk ve Cumhuriyet'in ilkelerini savunan ve benimseyen biri olarak yurtdışı yapımlarda farklı ülkelerin kendi tairhlerini müthiş epik, destansı anlatımlarıyla karşılaştırınca neden biz de kendi tarihimizi bu denli yoğun, destansı, epik anlatamıyoruz diye hasretlendiğim ve arzuladığım için yazıyorum. Umarım buraya kadar okuma zahmetini gösteren kişilere kendi değerlerimizi yeni nesillere aktarmakla ilgili daha derinlikli ve daha müthiş görsel bir şölen gibi aktaracak yapımlar gerçekleştirilsin diye bunları yazdığımı anlatabilmişimdir.
Tiyatro hep yaşasın. Herkese sevgiler.
1923 / Çolpan İlhan & Sadri Alışık Tiyatrosu