-
Cihangir Atölye Sahnesi’nde seyrettiğim “En iyi İkinci” oyunu, hayatımızı ancak geriye doğru bakarak değerlendirdiğinde yaşadıklarımızın anlam kazanması üzerine düşündüren bir tiyatro. Bir sürprizbozan yaratmadan hikâyeyi şöyle anlatabilirim.
Martin, hastane odasında çocuğunun doğumunu beklerken aklına birçok sıkıntılar getirip, felaket anıları hayal ederken yere düşüp başını vurduktan sonra çocukluğundan itibaren hafızasında yer etmiş anları hatırlamaya başlar. Oyun içeriğini bozmadan verilebilecek bir örnek, Martin’İn, babasının, ayrı yaşadığı annesine her ziyarete giderken alüminyum folyoya sarılmış sandviçler hazırlaması ve dışarıdan bakanlar için önemsiz olan bu folyoların Martin için onları biriktirecek kadar önemli olması bana, hayatımda geri dönüp bakarken başkasında etki uyandırmayacak anlamsız gibi görünen bir öğenin, başka insan için ne kadar değerli olabildiğini hatırlattı. Tüm anılar içerisinde oyunun neredeyse tümünün etrafında döndüğü büyük travmatik anı ise Harry Potter filmi seçmelerindeki ikincilik ile rolü alamaması Martin’in hayatının geri kalanında mütemadiyen karşılaştığı travmalar yaratıyor ve yaptığı seçimlerde sürükleyici bir faktör halini alıyor. Oyunun sonunda, çocuğu olduğunda gelecek korkuları ile yüzleşirken, yaşamındaki kötü deneyimlerin, eşini bulabilmesine ve kendisi için ne kadar değerli olduğunu anlaması, yaşamın ancak geriye dönerek bakıldığında daha anlamlı olduğunu gösteriyor kendisine.
Kürşat Demir’İn tek kişilik bu oyunu, seyirciyi odaklamayı başaran performansı ile herkesin geçmişte yaptığı seçimleri düşünürken kendinden bir şeyler bulabileceği bir 80 dakika yaşatıyor. Oyuncu performansı yanında sahne ışıklarının değişik parlaklıklardaki kullanımları duygusal havanın daha da güzel hissettirilmesi bakımından, tiyatronun görünmeyen çalışanlarının da oyun üzerindeki etkisini fark ettiriyor.
Kendimde bulduğum bir an, oyunda, çok gelip geçer şekilde söylenen bir cümle oldu. “Sonuçta hayat yapılmayanlardan değil, yapılanlardan ibarettir” ile geriye dönüp baktığında anı yaşamamış olmak acaba “ya yapsaydım” , “ya şöyle hareket etseydim ne olurdu” diye düşündürdü. CAS’ın sahneyi içine alan samimi havası, çok uzak olmayan 4. Sırada oturan beni, sahnenin ön tarafındaki bazı detay dekor objelerini görmeyi biraz engellese de oyunun geneli üzerinde dekor kaçırmanın etkisi yoktu.
Oyunun geneline hâkim olan melankolik anılar, âna özel tezatlar ile komikleşirken güzel bir seyir zevki sundu. Hafif duygu yüklü bir deneyim yaşamak isteyenler için kaliteli bir tiyatro.
-
En İyi İkinci, bilet alıp gideceğinize pişman olmayacağınız, eli yüzü düzgün başarılı bir iş. Harry Potter’ın tekrar popüler olduğu şu günlerde bu büyücü çocuk Martin’in hayatına nasıl dokunmuş, onu nerelere sürüklemiş bir gidip görün bakalım. Oyuna atıfta bulunarak şunu söyleyeyim; “Denemekten zarar gelmez”.
-
Dün Kadıköy Boa Sahne'de izleme fırsatım oldu. Kürşad Demir çok iyi bir oyunculuk sergilemiş. Kurgu ve uyarlama da çok başarılı olmuş. Kaçırmayın, izleyin, izlettirin. Tüm ekibi tebrik ederim.
-
Geçen yıl Zorlu PSM'deki aynı salonda Eylül isimli bir oyun izlemiştim. Konusu farklı olmakla beraber insan öyküsü anlatan ve bunu da çok büyük bir yalınlıkla ortaya koyan iki başarılı tek kişilik oyundu ikisi de... En İyi İkinci, Harry Potter filminin seçmelerine katılarak hayatında önemli bir kırılma yaşayan müze görevlisi Martin'in yaşamını kendi ağzından anlatan, hem eğlendiren, hem duygulandıran başarılı bir oyun.
Yapıtta "alüminyum folyo" gibi bir metaforun başarıyla kullanılması, üstelik de oyunun mini broşürünün de bu folyoya sarılarak izleyicilerin koltuklarına önceden bırakılması da ayrı bir hoşluk. Ailesinin parçalanmasıyla oradan oraya sürüklenen, sonunda kendisi bir aileye kavuşan Martin'in öyküsünü dinlerken her duyguya kapılıyorsunuz. Oyunun başında kahkaha atarken sonlarına doğru duygu selinin ortasına düşüyorsunuz. Kürşat Demir'in çok üstün performansı sayesinde de En İyi İkinci zirve yapıyor. Herkese izlemesini öneririm.
-
Ve perde açılır… " En İyi İkinci Oyunu" başlar… Oyunun başlandığı andan itibaren sahnede kurulan dünyanın samimiyeti hemen hissediliyor. Oyunun en büyük gücü de tam olarak burada yatıyor: seyirciyi zorlamadan, doğal bir akış içinde kendi hikâyesinin içine davet ediyor. Metin güçlü bir düşünsel omurgaya sahip. Hikâye ilerledikçe karakterlerin iç dünyası daha görünür hale geliyor ve seyirci
sahnedeki yolculuğa giderek daha fazla dahil oluyor. Bu durum oyunun duygusal etkisini de belirgin biçimde artırıyor. Kürşat Demir’in sahnedeki enerjisi ve uyumu dikkat çekici. Her bir karaktere ölçülü ve inandırıcı bir yaklaşım getiriyor. Özellikle bazı anlarda sahnede kurulan atmosfer salonun tamamını sarıyor ve seyircinin dikkatini tek bir noktaya topluyor. Reji tercihleri ise gösterişten uzak ama son derece bilinçli. Sahnedeki her detay oyunun ritmini ve anlatısını destekleyen bir bütünlük oluşturuyor. Işık, sahne düzeni ve tempo dengesi oyunun etkisini güçlendiren önemli unsurlar haline geliyor. Oyunun rejisörü ve Metni çeviren Semih Değirmenci, her yeni projeyle daha da görünür hale gelen başarını büyük bir takdirle takip ediyorum. Sonuç olarak ortaya çıkan tablo, emek verilmiş, düşünülmüş ve seyirciyle güçlü bir bağ kurmayı başaran bir tiyatro deneyimi. Böyle çalışmaların tiyatro sahnesinde yer alması gerçekten sevindirici. Emeği geçen herkesi içtenlikle kutluyorum. Alkışınız bol olsun.
En İyi İkinci