Deneyiminizi arttırmak için sitemizde çerezleri kullanıyoruz. Devam ederek Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmektesiniz. Detaylı bilgi için tıklayınız.TAMAM
Türkiye’deki feminist haraketin az bilinen bir kahramanı olan ve maalesef tarih sayfalarına hak ettiği övgüyü almayı bırakın yergi ile geçen Aliye Hanım’a bir darbenin de Türkiye’deki feminist tiyatronun en önemli temsilcilerinden biri olan Tiyatro Boyalı Kuş’tan gelmesi ne üzücü!
Oldukça bet ve neredeyse Yüzüklerin Efendisinin Türkçe dublajı hissi veren 2 saatlik metin ve buna eklenen kötü reji (oyunun stiline karar verememiş bir yönetmenin kimi zaman avangard tiyatro kimi zaman neredeyse modern dans etkisi uyandıran rejisini kast ediyorum) çok önemli olan bu karakterin kavranmasına izin veremiyor.
Seyircide “bir an önce bitse de gitsek” hissi neredeyse oyunun ilk perdesinin sonuna doğru oluşuyor ve perde kapanana kadar devam ediyor. Perde kapanması derken birinci perdeden bahsediyorum. Başlarda birbiri ile bağlantı kuramadığımız ve bu nedenle bir rüya hissi veren arka arkaya eklenmiş sahneler ilerledikçe, Wikipedia veya bir ortaokul öğrencisinin okul ödevini okuyormuş hissine kapılıyorsunuz.
Oyun o kadar didaktik ki, “Her devir kendi Amazon’unu yaratır” tümcesi bin kere söylenerek etkisinin oluşmasına bile fırsat verilmiyor.
Maalesef oyunu oyuncuların kimi zaman sevimli kimi zaman usta oyunculukları bile kurtaramıyor. Kimin kim olduğunu anlamak için üstün bir çaba sarf etmek de yetmiyor çünkü dış seslerin kim olduğunu çoğu yerde anlamak mümkün değil.
Oyunun belki de tek iyi yanı müzikler ve kostümler. Ustaca yazılmış notalar sıkıcı ve anlamsız duraklamalar sırasında ilaç gibi geliyor.
Aliye, Bir Kadın / Tiyatro Boyalı Kuş