-
02/10/2024 tarihinde Moda sahnede izleme fırsatı buldum. Şiir yazan ve okumayı seven bir insan olarak şiir ve tiyatro birlikteliğini çok değerli buluyorum. Cahit Sıtkı Tarancı'dan esinlenilen bu oyun yalnızlık, ölüm, insan yaşamının kutsallığı, dostluk üzerine düşündürüyor. Abbas'ın mahcubiyeti ve gözlerindeki herkese karşı duyduğu saf sevginin seyirciye geçtiğini düşünüyorum. Kullanılan dekor birçok sahnede kullanılarak işlevsel boyut kazanmış, oyunun sonundaki müziği keşke birkaç kez daha duysaydık da dedim. Yolu açık olsun
-
Şükrü Veysel Alankaya canlandırdığı Abbas karakteriyle o kadar hemhal olmuş ki, biz anlatılan hikayenin içinde Abbas’ın çocukluğundan, Cahit Sıtkı Tarancı ile ilişkilerinden derken onun o hayat dolu yolculukları arasında salındık durduk. Ama bu salınım içinde pek çok duyguyu barındırıyordu. Yer yer gözyaşlarınıza hakim olamayacağınız kıymetli bir yerden gelen, duygularınızın bam teline dokunan bir yerden. Yaşamanın, yolun yarısının ve Cahit Sıtkı’nın yer yer şiirleriyle dolu, Abbas’ın candan ve derin tavrıyla karşılaşıp hikayenin içine dalıyorsunuz. Şükrü Veysel Alankaya tek kişilik oyunu ile takdiri topluyor, aynı anda birden fazla karaktere girerek, birbirinden başka duygu alemine aktığımız derin bir üslupla ve tavırla yapıyor bunu, size de seyirci olarak seyretmek kalıyor. Tüm ekibin emeğine sağlık, muhteşem bir işti. Yönetmen Tolga Kortunay ise oyunu çok güzel yönetmiş. Çok bizdendi, çok içtendi, izleyince daha iyi anlayacaksınız. Oyun bu yıl muhakkak takviminizde olsun. Gişesi bol, yolu açık olsun.
-
Tek kelimeyle mükemmel , Cahit Sıktı Tarancı'dan esinlenilen oyunu canlandıran Şükrü Veysel Alankaya bu büyük performansı bizi kah hüzünlendirip kah güldüren, rolden role girip, mekandan mekana, zamandan zamana götürmesine takdire şayan...
Herkese kesinlikle tavsiye ederim...
-
Oyunu düşününce aklıma ilk gelen kelime “duygusallık” oldu. Hikayenin doğası Abbas’ın saf duygusuyla örülmüş yumuşacık bir hırka gibi ve oyuncu da bu hırkayı gayet başarılı bir şekilde üzerinde taşıdı. Haliyle bu zincirin son halkası olan seyirciye de oyun sürecinde hırkanın sıcaklığı geçmiş oldu.
Tabi bu duygu geçişi salt oyuncunun yeteneğiyle değil öncesindeki titiz çalışmanın da bir ürünüdür bence.
Özellikle tek kişilik oyunlarda basit kostüm değişiklikleri, nesne kullanımları hem oyunu ve oyuncuyu rahatlatıyor hem de seyirlik açıdan hikayenin işlenirliğini zenginleştiriyor.
Bu minvalde bavulların matruşkavari kullanımı yeri geldiğinde kişilere, neslelere en esaslı dekora bürünmesi tam alkışlık bir icraat.
Biraz da Abbasın cinliğine aman melekliğine benziyor sahnede oyuncunun başı mı sıkıştı çanta ne güne duruyor iki tane kılı çarpıştırması yeter oyuncunun :)
Seyirci ile interaktif yerlerin olması da benim sevdiğim kısımlardandı.
Ve önemlidir, güldürü ve mizahi ögeler oyunda gerçekten hayli başarılıydı.
Sadece bence arkadaki görsel daha bir kaliteli yapılabilirdi sanki o da daha ikinci temsil olduğu düşünülünce yolda değişir gibime geliyor. Tabi sahne ile de alakalı olabilir bu.
Bir de tam hatırlayamıyorum ama sanki oyunun ortadan biraz önceki kısmınlarındaki ufak bir kesitinde şiveden uzaklaşıldı gibi hissettim. Ama tam emin değilim belki o an başka bir karaktere geçiş yapılmış da olabilir. Oyuna daha kalabalık bir grupla tekrar gitme niyetim var. O zaman daha dikkatli gözleyeceğim.
Onun dışında yolu açık olsun bu taze ve umut dolu oyunun…
-
Vakit Tamam Abbas
Şükrü Veysel Alankaya, tek kişilik, çok duygulu ve harika bir eserle yine karşımızda. Şiirlerin pek değer görmediği bu günlerde, Cahit Sıtkı Tarancı’nın "Haydi Abbas Vakit Tamam" isimli şiirinin yazım hikayesinin anlatıldığı bu oyun, daha fikir aşamasında bile beni çok etkilemişti. Bu eser, o kadar bizden ki, izlediğinizde bana hak vereceksiniz. Şivelerin duyulduğu, bizden hikayelere yer verilen bu oyunda, hayatımızdan bir yere isabet eden çok kıymetli cümleler ve duygular olacaktır. Yabancı eserlere karşı olmamakla birlikte, kendi özgün eserlerimizin varlığı beni daha çok mutlu ediyor. Bu esere bakarak özetle fikrimi söylersem: Cahit Sıtkı Tarancı da bizim, Abbas da bizim. Her cümle, her hikaye bize dair. Özümüzden damlayarak gelen bu hikayeye sahip çıkmamız gerekiyor.
Cahit Sıtkı Tarancı’nın emir eri olmak kim bilir ne kadar güzeldir. Malum, bu aralar normal askerlik yapanların sayısı fazla olmadığı için yalnızca askerlik yapanların bileceği bir atmosfer, benim için hâlâ çok mukaddes ve bir hayli yorucudur. Gidenler ve asker yolu gözleyenler bilir: Askerde zaman durur, sanki dünya ile bağlantın kesilir. Mecburiyetler silsilesi içinde, bir ülkeyi korumak ve kendinle hesaplaşmak zamanıdır. Hiç düşünmediğin kadar düşündüğün, hiç sormadığın kadar soru sorduğun ve cevapları için can çekiştiğin bir yerdir. Şiir yazmak için Allah tarafından verilmiş ilahi bir zaman aralığıdır. Şair olup da askerde şiir yazmayan yoktur sanırım.
Bir şiirin sadece şiir olmadığını, arkasında yüklü bir hikaye taşıdığını görmek ve hissetmek isteyenlerin kaçırmaması gereken bir oyun karşımızda. Oyun, sade bir dekorla açılıyor. Abbas, elinde iki bavulla sahneye giriyor. Bu bavullar, dekor açısından sihirli özellikler taşıyor. Bir bavulun içinden başka bir bavul çıkıyor; hikayenin anlatımına muhteşem özellikler ve güzellikler katıyor. Bir bavul, gerektiğinde bir radyo, gerektiğinde bir musalla taşı, gerektiğinde başka bir nesne olabiliyor. Oyunu izleyecekler için çok detaylı anlatıma girmek istemiyorum ama özellikle tiyatro ile ilgilenenlerin muazzam fikirler alabileceği güzel bir tasarım ortaya çıkmış.
Abbas, kendi askerlik hikayesinden başlayarak, şiveli konuşması ve karakter geçişlerindeki ustalığıyla oyuncumuz harika bir performans sergiliyor. Anlatım sırasında zihinde canlandırma adına her şey düşünülmüş. Hikayelerin birbirine bağlanmasında göstergeler eksiksiz, dramatik yapı içerisindeki geçişler de çok iyi yapılandırılmış. Geleneksel ve yöresel izlerin en derinlere kadar işlendiği, duygunun zirve yaptığı şiirin yazıldığı ana geldiğinizde gözyaşlarınızı tutamıyorsunuz.
“Şiir sadece metinsel bir eser değildir.” Şiir, büyük bir hikayenin özetlenmiş ve sonraki nesillere aktarım biçimidir. Özellikle edebiyat ve şiir sevenlerin merakla ve heyecanla izlemek isteyeceği, bizden bir eser olmuş. Başta Şükrü Veysel Alankaya olmak üzere emeği geçen herkese şahsım adına teşekkür ediyorum.
Vakit Tamam Abbas / Oyun İşleri