Bu oyunu beğenenlerle gerçekten aynı tiyatroya mı gittim diye kendimi sorguladım. Macit Koper gibi bir ismin, böylesine katmanlı ve politik potansiyeli yüksek bir meseleyi bu denli yüzeysel ve dağınık ele almasına mı yanayım, yoksa Bahtiyar Engin gibi bir tiyatrocunun sesini kullanamamasına mı şaşırayım, bilemedim. Oyun, sağlam bir politik yüzleşme metni olabilecekken, motivasyonları problemli ve etik olarak da fazlasıyla sorunlu bir anlatıya sapmış. Seyirci olarak pişmanlıklarla örülü, fail-merkezli ama eleştirel bir hesaplaşma beklerken, tecavüz ettiği kadını “elinden aldığı” gerekçesiyle hesap sormaya gelen bir sapığı izledik 1.5 saat boyunca.
Evet, belki dönemin karanlık aktörlerinin ne denli canileşebildiği gösterilmek istendi ancak bunu yaparken kullanılan diyaloglar o kadar ham ve yer yer niteliksizdi ki metin ne sanatsal bir yoğunluk kurabildi ne de inandırıcı bir gerçekçilik yakalayabildi. Dahası, oyun tematik olarak da bir yere varamadı. Seyirciye net bir politik ya da etik pozisyon sunmadığı gibi, rahatsız edici malzemesini anlamlı bir sonuca bağlamayı başaramadı.
Bu denli güçlü isimlerin bir araya geldiği bir projeden çıkan sonucun bu kadar sığ ve etkisiz olması ayrıca hayal kırıklığı yarattı.
Geçmişin Gölgesi / İstanbul Şehir Tiyatroları