Oyun atmosferi daha fuaye alanında başlıyor.
Yerde oturan kişinin kostümü ve önündeki panoda yer alan resimler, savaşın izlerini taşıyan çocuklara, açlığa ve insanlığın acımasızlığına dikkat çekiyor. Salona adım attığınız anda bu etkiyi hissetmeye devam ediyorsunuz.
Sahne ile izleyici arasındaki naylon perde, meraklı gözlerle dekoru incelerken sizi oyunun derinliğine dair bir mesajla karşılıyor. Işık ve projeksiyon kullanımı üst düzeyde başarılı; bu sayede oldukça farklı bir tiyatro deneyimi yaşama şansı buluyorsunuz.
Sükun Işıtan, canlandırdığı karakteri adeta yaşıyor. Yere düşüşü, anlatım sırasında bedenine yaptığı vuruşlar, dekora tırmanışı ve tüm performansıyla gözlerinizi sahneden ayırmanız neredeyse imkânsız hale geliyor. Genç ve yetenekli ekip, kostümleriyle oyuna ayrı bir ruh katarken, Sükun Işıtan’ın performansına da güçlü bir renk ekliyor.
Oyun kolay anlaşılır ve tekdüze değil; bu yüzden herkesin beğenisine hitap etmeyebilir. Zaman zaman bağlantıları kurmak zorlaşsa da bu durum seyircinin oyunun içinde kalmasını sağlıyor. Tek perde olan oyunun süresi yerinde, ancak bazı anlatımların şiirsel yapısı ve uzaması, oyunun ruhuna tam olarak oturmamış.
Ele aldığı konular göz önüne alındığında kadın, çocuk ve dünya düzeni gibi meselelere dair verdiği mesajlar oldukça etkileyici. “Medea Material”, farklı ve sarsıcı bir tiyatro deneyimi arayanlar için kesinlikle doğru bir seçim.
Üç Kız Kardeşi Beklerken / Ankara Devlet Tiyatrosu