Dirimart, Ghada Amer’in galeriyle ilk sergisinden on yedi yıl sonra gerçekleşen ikinci kişisel sergisi Aurora’yı duyurmaktan mutluluk duyar. Amer’in son dönem üretimlerinden seçili bronz heykellerini, ikonik nakış resimlerini, aplike tekniğini öne çıkaran yeni tuval serisini ve ahşap üzerine yaptığı resimlerini bir araya getiren sergi, sa
DEVAMInatçının güncel pratiğine genel bir bakış sunuyor.
Dikiş ve nakış gibi tarihsel olarak “kadın işi” addedilen geleneksel teknikleri çağdaş sanatın dili içinde yeniden konumlandıran Amer, pratiğinde kadın bedenini ve cinselliğini toplumsal normların ve temsil biçimlerinin dışına taşıyarak güçlü bir görsel alan açar. Sanatçı, uzun yıllardır sürdürdüğü bu yaklaşımında cinsiyet politikaları, arzu, temsil ve kadın öznesinin sanat tarihindeki görünürlüğü üzerine cesur sorular ortaya koyar.
Amer’in pratiği, genellikle pornografik dergilerden ödünç aldığı cinselleştirilmiş imgeleri yeniden yorumlamaya dayanır. Eril bakışın dayattığı kalıpları altüst eden Amer, kadınları coşku, zevk ve şefkat anlarında güçlü, özerk ve asla boyun eğmeyen figürler olarak imgeler. Tek başlarına veya birbirleriyle etkileşim içinde varlık gösteren bu figürler, çoğu zaman yaramaz ve kışkırtıcı olmakla birlikte iplik katmanları, nakış yüzeyler ve bronz formların altında kısmen gizlidir; bu görüntüleri çözmek için izleyicinin görsel dikkat ve duyusal çaba sarf etmesi gerekir. Bu katmanlı yapı, güç, özgürlük ve kadın deneyiminin çokkatmanlı doğasını görünür kılar.
Aurora, Amer’in farklı mecralarda ürettiği işlerini bir araya getirirken sanatçının kadın bedeni, cinsellik ve özgürlük kavramları etrafında geliştirdiği eleştirel ve şiirsel görsel dilin güncel bir kesitini sunuyor. Sergi başlığını “şafak” ve “gün doğumu” anlamlarına gelen Latince aurora kelimesinden alıyor. Aynı zamanda “kuzey ışıkları”na da referans veren kelime başlangıç ve dönüşüm metaforlarına işaret ediyor. Şafak vaktinde karanlığın aydınlığa kademeli geçişi gibi, Amer’in işleri de görünürlük ile gizlenme, kontrol ile rastlantı arasında salınıyor ve görüntülerin belirdiği, çözüldüğü ve yeniden doğduğu özgün bir alan yaratıyor.
Amer’in resimleri, geleneksel olarak ev içi alanla sınırlanan nakış tekniğini tuvalin geniş ve kamusal alanına taşır. İpliğin kendi maddesel mantığına göre hareket etmesine izin veren sanatçı, jestüel hareketi boyanın akışkanlığıyla birleştirerek katmanlı ve dokunsal bir görsel dil üretir. Düşen, düğümlenen ve akarak yayılan iplikler figür, renk ve doku arasında sürekli değişen ilişkiler kurar. Aurora sergisinde sarkan iplikler, kuzey ışıklarının dikey görünümlerini çağrıştırarak atmosferik bir derinlik duygusu yaratıyor ve dişil bir imgenin, toplumsal kısıtların katmanları altından belirdiği âna işaret ediyor.
Sergide yer alan Paravent Girls serisi, Amer’in kadın figürlerini resimleyip bronza aktardığı anıtsal heykellerden oluşuyor. Pornografik dergilerden ödünç alınmış imgeler, sanatçının ellerinde özerk, neşeli ve özgür kadın figürlerine dönüşüyor; figürler hem günlük yaşamın samimiyetini hem de güç, özgürlük ve görünürlük temalarını bir araya getiriyor. Heykeller, bir odayı ayırmak, kamusal ve özel alanları farklılaştırmak veya gizem yaratmak için kullanılan paravanlar olarak işlev görürken, Amer’in figürleri, samimiyet ve erotizmin anlarında yakalanmış biçimde kendini kesintisiz izleyiciye gösteriyor. Karton kutular üzerinden yeniden yorumlanan eserler, bronza dönüşerek malzemenin kalıcılığını ve sanatçının dokunsal, jestüel yaklaşımını bir araya getiriyor. Yüzeydeki kabartmalar el emeğinin izlerini taşıyor. Bu heykeller, aurora benzeri geçici ve akışkan anları kalıcı bir bronz forma dönüştürerek bastırılmış kadın kimliğini ve açığa çıkan arzuyu somutlaştırıyorlar. İzleyiciye bakış, güç ve görünürlük arasındaki ilişkiyi yeniden düşünme olanağı sunuyorlar.
Amer’in 2021’de geliştirdiği ve sculptural silhouettes [heykelsi silüetler] olarak adlandırmayı tercih ettiği Drawing in Space serisinde, pornografik dergilerden türetilen siluetler anonimlikten çıkarak sanatçının uzun zamandır hayal dünyasını meşgul eden figürlere dönüşüyor. İzleyiciye hem tanıdık hem de yeniden keşfedilen bir kadın kimliği sunan bu heykeller, ışık ve gölgeyle oynayarak mekânda ritim ve hacim yaratıyor. Minimalist ve soyut bir yaklaşım sergileyen figürler, mekânda geçici ve akışkan bir varlık gibi görünüyor; tıpkı aurora’nın şafak ışığında karanlıktan aydınlığa geçişi gibi, izleyicinin bakışına göre ortaya çıkıyor ya da kayboluyor. Tuval üzerindeki ipliklerin sarkışını anımsatan bu bronz figürler, görünürlük ile gizlilik, kontrol ile rastlantısallık arasında kurulan ritmik bir denge ortaya koyuyor. Her siluet, izleyiciyle kurduğu ilişki aracılığıyla kadın deneyiminin çokkatmanlı ve değişken doğasını görünür kılıyor.
Ghada Amer’in farklı mecralarda ürettiği son dönem işlerini bir araya getiren Aurora sergisi, 9 Nisan–10 Mayıs 2026 tarihleri arasında Dirimart Dolapdere’de görülebilir.
DAHA AZ GÖSTER