Oyun, sanki özgür çağrışım mantığıyla yan yana dizilmiş eylemlerden oluşuyor: oyuncuların kendilerini tanıtması, fiziksel müdahaleler, aniden başlayan dövüş anları, seyircinin sahneye çağrılıp halay çektirilmesi, çocuk şarkıları, doğa duyarlılığına dair sloganlar, ardından uzun süre seyirciye yöneltilen küfürlü doğaçlamalar…
Her çalışma klasik bir anlatı sunmak durumunda değil elbette ama biçim değiştiğinde bile bir estetik disiplin, ritim ya da kavramsal tutarlılık olması beklenir. Maalesef tüm bunlar arasında neden-sonuç ilişkisi kurmak ya da ortak bir fikir etrafında toplanmak benim adıma mümkün olmadı. Parrhesia benim için düşünsel anlamda da estetik anlamda da hiçbir karşılık bulamayan bir oyun oldu. Geriye yalnızca gürültülü, dağınık bir his bıraktı….
Parrhesia 2 / Echoes Sahne