Oyun Özeti
“Pis Hikâye” Yaşar Kemal’in yayınlanan ilk öyküsüdür. Öyküyü 1946’da yirmi üç yaşında Kayseri’de askerliğini yaparken yazmıştır. Çukurova’nın bir köyünde tecavüze uğrayan bir kadının hikâyesi üzerinden kırsal kesimdeki ahlak anlayışı ve nam
DEVAMIus kavramının küçük bir toplumun hâkimiyet ilişkileri içinde araçsallaştırılması sorgulanır.
Üzerinden yıllar geçmiş olsa da bugüne dair bir çok çağrışıma izin veren bir hikâye olması nedeniyle anlatılanlara hiç de yabancı olmadığımızı fark ederiz. Üstelik o günden bugüne değişen “ağa” sistemine rağmen... Bunda Yaşar Kemal’in ustalıkla kullandığı dilin de payı var; yalın ama zengin dili, betimlemedeki ustalığı bu öyküyü adeta film gibi izlettiriyor ya da fotoğraf kareleri gibi anlatıyı görünür kılıyor.
“Pis Hikâye” öyküsündeki doğa betimlemelerini ne kadar güzel anlatmışsa insanın pisliğini de bir o kadar vurucu kılmış yazar. Her şey zıttı ile anlam bulur. Bu hikâyede de pisliği “pislik” olarak net görebilmemizin bir nedeni “pisliklerin” karşısında konumlandırdığı saflığın, temizliğin sembolu iki kişiyi çok güzel anlatmasında.
Anadolu’da yaşanan cinsel açlığın kadınlar ve hayvanlar üzerinden ince ince anlatırken bir köyün suçu örtbas etmede nasıl organize olduğunu da anlıyoruz. Bize de oturup bunun nedenleri üzerine düşünmek ve çözüm bulmak kalıyor. Sistemi sorgulamadan bir çözüm üretmek imkânsız. Yaşar Kemal öyküdeki kadınları bize unutturmuyor; onların yaşadıklarını tüm çıplaklığı ve gerçekliğiyle bize anlatırken rahatsız olmamak elde değil. Ama bugün öyküdeki bu yaşananlar bir daha olmasın diyorsak vicdanlarımızın huzursuzluğuna katlanmak zorundayız. Çözümler böyle bulunuyor.
DAHA AZ GÖSTER