Oyunculuk muazzam, farklı duygulara ve karakterlere geçiş, sahnede olmayan karakterleri sahneye taşıyıp canlandırma iyiydi.
Huysuz Virjin gibi seyirciye sataşma vardı. Her seyirci bunu kaldırabilir mi bilemedim. Ama benim izlediğim haliyle hep birlikte güldük.
Bu arada Armağan Çağlayan’ın Huysuz Virjin’i canlandırmakta ne kadar yetersiz kaldığını teyit etmiş oldum. Sahnede duygusallığa boğulup ne hikayenin ne de oyunculuğun hakkını verebilmişti.
Eylül oyununda, trajik bir hikaye duygular ağırlaştırmadan eğlenceli bir dille anlatılıyor. Karaktere ısınıyorsunuz. Normal hayatta evli biri trans biri ile birlikte olsa eşinden yana olunur. Burada Eylül ile ilişkisi sizi rahatsız etmiyor.
Oyunun ilk yarısı Eylül tarafını anlatıyor, daha eğlenceli bir anlatım var, 2. Yarıda ise olayların arkası daha detaylandırılıyor. Konu dramatik olduğu için duygular ağırlaşıyor. Oyun sonunda zaten kahkahadan eser kalmıyor.
Tek kişilik oyun için oyun süresi de çok uzun olmasına karşın oyundan hiç düşmeden ve hiç teklemeden oyunu tamamladı Uğur Kanbay. Oyunu Baba Sahnede izledim. Oyun çıkışındaki muazzam çıkış düzenini en son pandemide uçaklarda görmüştüm. Her sıra öndeki sıranın çıkışını bekleyip öyle çıkışa yöneldi. Belki de oyun sonrası ortama çöken biz birimize ne yapıyoruz böyle duygusallığından da kaynaklanıyor olabilri.
Hem yazıp hem oynayıp hem yönetmek. Kurguladığı şeyi kağıda döküp aslında şunu demek istiyorum diye de her şeyi üstlenmiş.
Kırlangıç’ta da izlemiştim kendisini. Yolu açık olsun.
Eylül / sfrpztf