Zorlu PSM’de prömiyerini izleme fırsatı yakaladığım bu güzel oyun, hakkında epeyce yorum yazılmayı sadece sahne arkasındaki emek için dahi hak ediyor. Yorumlarımda sıkça gördüğünüz küçük sahnelerdeki az seyircili oyunlara olan sevdam büyüktür evet ama şöyle görkemli bir o kadar da şatafatlı oyun izlemeyi de çok özlemişim.
Oyun öncesi perde kapalı olduğu için sizi neyin karşılayacağını merakla bekliyorsunuz. Zaman gelip perde açıldığında dekor beni fazlasıyla memnun etti ve hatta bir seyirci olarak gururlandırdı bile diyebilirim. Dekor konusuna en başta değinmişken sahne arkası hakkında fikrimi belirteyim. Işık, ses ve efektler bütünüyle harika hazırlanmış; akışta profesyonel bir çalışma olduğunu gayet iyi anlıyorsunuz. Sahnenin her alanı çok güzel tasarlanıp dekore edilmiş, işlevinin olmadığı bir alan yok desem doğru olur.
Oyun, sahnelerde izlemeye doyamadığımız Funda Eryiğit performansı ile başlıyor ve ilk kez sahnede olan Hazar Ergüçlü’nün sonradan dahil olmasıyla ilerliyor. Funda Eryiğit'in performasını yereceğimiz bir nokta yok, yapacağımız tek şey bolca övmek olur. Ben diğer isim Hazar Ergüçlü’yü yazmak istiyorum. Kendisini televizyon dizisi ve sinema filmlerinde çok kez izlemiş biri olarak tiyatroda nasıl bir iş çıkaracağını merak ediyordum. Genelde kamera önü oyunculuk yapan insanların sahnede olmaktan çekindiğini ve hatta bazılarının sahneye çıkıp yetersiz kaldığını görür duyarız. Ergüçlü bence burada olmak için geç bile kalmış. Performansı beklentiyi aşan derecede başarılı ve oyunu çok iyi taşıyor. Partner olarak oynayan kişilerde genelde birinin baskın olması üzere diğerinin arka planda kaldığını görebiliyoruz. Böyle bir durum da yaşanmıyor. Funda Eryiğit gibi tecrübeli bir ismin yanında yer alarak ilk deneyimini fırsata çevirmiş. Nasıl bir yöntem uygulayarak ilerledi bilemiyorum ama bu işi isteyerek ve severek yaptığı belli. Sahnede iyi olmak için gösterdiği çaba ile beraberindeki emek çok belli oluyor. Takdir edip uzun uzadıya değinmezsem eksik kalırdı, eminim gün geçtikçe daha da memnun edecektir.
Funda Eryiğit, cin tonik için belirli bir biçimde yaptığı ön hazırlık dahil olmak üzere her sahnede gösterdiği güzel performansı ile eğlendirdi, hem de seyir zevki verdi. Ergüçlü karakterini iyi analiz etmiş, rejinin katkısıyla rolü yukarı taşımış. Baba karakterini canlandıran Kubilay Tunçer ise doludizgin biçimde karaktere hayat vermesiyle sahnede çok iyi duruyordu.
Oyun başladıktan sonra, çok kez rastladığımız sorunları barındıran, günlük hayat için sıra dışı konular olsa da aslında tiyatro için sıradan diyebileceğimiz bir konu gibi görünen metni ile ilerliyordu. Ben sandım ki yine kardeş çatışması olan, karakterlerin içinde kalmış daha önce itiraf edemedikleri sözlerin bulunduğu bol haykırmalı oyun izleyeceğiz. Meğer hiç öyle değilmiş, oyun akışı bir anda değişti ki ikinci perdenin sonlarına doğru iyice yükselerek seyir zevki üst seviye olan finali ile esti geçti.
Birçok açıdan övgüyü hak eden Timsah Ateşi'ne giderek gözlerinize ve zihninize iyilik yapabilirsiniz. Tümüyle beğenmeseniz dahi elbet bir açıdan sizi memnun edeceğine şüphem yok.
Timsah Ateşi / Çolpan İlhan & Sadri Alışık Tiyatrosu